AKADEM<İ>KTİSAT

 

 

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2010 YILI İLK YARISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

 

 

 

İÇİNDEKİLER:

1) REEL KESİM

1-A) BÜYÜME

1-B) SANAYİ

1-C) İSTİHDAM

 

2) FİNANSAL KESİM

2-A) FİYATLAR

2-B) PARASAL GÖSTERGELER

2-C) FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARI

2-D) FİNANSAL KURULUŞLAR

 

3) KAMU MALİYESİ KESİMİ

3-A) BÜTÇE GELİŞMELERİ

3-B) BORÇ VERİLERİ

 

4) DIŞ İŞLEMLER KESİMİ

4-A) ÖDEMELER DENGESİ

4-B) MAL TİCARETİ

4-C) HİZMET TİCARETİ

 

BAZI DEĞERLENDİRMELER VE TEKLİFLER

 

 

 

Bu çalışmada, mevcut veriler ışığında, Türkiye’de 2010 yılı ilk yarısında meydana gelen ekonomik gelişmelere ilişkin ayrıntılı sektörel analizler ve değerlendirmeler yapılmaktadır.

 

 

1) REEL KESİM

1-A) BÜYÜME:

Ekonomik büyümeye ilişkin veriler, Tablo 1’de yer almaktadır.

 

TABLO 1: BÜYÜME (GSYH) VERİLERİ (Üretim Yöntemine Göre, 1998 Bazlı, Sabit Fiyatlarla) (%) (Milyon $)

 

2005

2007

2009

2010

Hedef GSYH Oranı

5.0

5.0

-3.6

6.8

Gerçekleşen GSYH Oranı

8.4

4.7

-4.7

I. çeyrek -14.6

II. çeyrek   -7.6

III. çeyrek   -2.7

IV. çeyrek    6.0

11.0

I. çeyrek  11.7

II. çeyrek  10.3

 

 

 

 

 

GSYH Meblağı

(cari fiyatlarla)

481,497

658,786

616,753

334,464

(Ocak-Haziran)

Kaynak: TÜİK

 

 

2003-2007 dönemi hedef büyüme oranları %5 olmakla beraber, gerçekleşmeler 2007 yılı haricinde hep bu oranın üstündedir. 2008’de ise büyüme oranı hedef oran olan %5.5’in çok altında gerçekleşmiş olup %0.9’dur. Global ekonomik krizin ülkemize yansıması olarak değerlendirilebilecek bu büyüme düşüşü, 2009 yılında da devam etmiş ve hedefin altında bir oranla %-4.7 olarak gerçekleşmiştir. 2010’da ise global kriz, etkilerini hafifletmiş olup, bunun yansımaları hemen tüm sektörlerde hissedilmektedir. Nitekim, ilk iki çeyrek itibariyle büyüme oranları rekor seviyelerde gerçekleşmiş ve sırasıyla %11.7 ve %10.3 olmuştur (Bkz. Tablo 1). Bu durumda yıl sonu büyüme oranının hedef seviye olan %6.8’in üstüne gerçekleşmesi mümkün gözükmektedir.

 

TÜİK’ten yapılan açıklamaya göre, 2007 yılında, üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH 843,178 milyon TL’dir. 2008 sonu itibariyle bu meblağ 950,098 milyon TL, 2009 yılında 952,635 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2010’un ilk yarısı meblağı ise 510,760 milyon TL’dir.

 

Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla Dolar cinsinden GSYH; 2003 yılında 304,901 milyon, 2005 yılında 481,497 milyon, 2007 yılında 658,786 milyon, 2008’de 741,754 milyon, 2009’da 616,753 milyon olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılı ilk yarı rakamı ise 334,464 milyon Dolar’dır. (Bkz. Tablo 1)

 

2010’un ilk yarısı itibariyle bazı iktisadî faaliyet kollarında 1998 bazlı fiyatlarla GSYH gelişme hızları şöyledir: Tarım-avcılık-ormancılık %0.5; Madencilik ve Taş Ocakçılığı %10.6; İmalât sanayii %18; İnşaat %15.1; Toptan ve perakende ticaret %17; Oteller ve lokantalar %1.3; Ulaştırma-depolama-haberleşme %10.8; Malî aracı kuruluşlar %6.8; Gayrimenkul-kiralama-iş faaliyetleri %9; Eğitim %1.3; Sağlık işleri ve sosyal hizmetler %3.5.

 

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre 31 Aralık 2009 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 72.561.312 kişiden oluşmaktadır.  Nüfusun %50.3’ünü (36.462.470 kişi) erkekler, %49.7’sini (36.098.842 kişi) ise kadınlar oluşturmaktadır.

 

Kişi başına GSYH (KBGSYH) gelişmeleri şöyledir: Cari fiyatlarla KBGSYH; 2006’da 7.583 $, 2007’de 9.234 $, 2008’de 10.440 $ iken 2009’da 8,578 $’a gerilemiştir.

 

 

1-B) SANAYİ:

İmalât sanayiindeki üretim değişim oranları, alt sektörler itibariyle Tablo 2’de yer almaktadır.

 

TABLO 2: ÜRETİM ARTIŞI (Mevsim ve Takvim Etkisinden Arındırılmış) (Haziran)

İKTİSADÎ FAALİYET KOLLARI

ÜRETİM DEĞİŞİMİ (2005=100)

Endeks

Değişim

TOPLAM SANAYİ

114.1

-2.1

Madencilik ve Taş Ocakçılığı Sektörü

128.2

-0.1

İmalât Sanayii Sektörü

111.7

-2.2

Elektrik, Gaz ve Su Sektörü

129.3

0.9

Kaynak: TÜİK

 

 

2005=100 temel yıllı sanayi endeksine göre, 2009 yılının Haziran ayı ile kıyaslandığında, 2010 yılı Haziran ayında sanayi üretiminde düşüş olduğu görülmektedir. 2010 yılı Haziran ayında alt sektörler arasında en yüksek üretim düşüşü imalât sanayii sektöründe gerçekleşmiştir. (Bkz. Tablo 2)

 

TABLO 3: KAPASİTE KULLANIM ORANLARI (%)

 

2008

2009

2010

Ocak

77,9

61,6

68,6

Şubat

78,0

60,9

67,8

Mart

76,9

58,7

67,3

Nisan

78,6

59,7

72,7

Mayıs

79,2

64,0

73,3

Haziran

80,3

67,5

73,3

Temmuz

79,8

67,9

 

Ağustos

80,0

68,9

 

Eylül

77,3

68,0

 

Ekim

75,8

68,2

 

Kasım

71,8

69,8

 

Aralık

64,9

67,7

 

Kaynak: TÜİK

 

2010 yılı ilk yarısındaki kapasite kullanım oranları (KKO), 2009’un aynı dönemi ile kıyaslandığında belirgin bir şekilde yüksek seviyelerde gerçekleşmiştir. 2010 yılı ilk yarısında ortalama KKO %70.5 seviyesindedir. 2009’un aynı döneminde bu oran %62.1 idi. Global krizin şiddetini yitirmeye başladığı son dönemde, Türkiye’de sanayideki üretim artışı bariz bir biçimde bu oranlardan da görülebilmektedir. (Bkz. Tablo 3)

 

 

1-C) İSTİHDAM:

TÜİK Hane Halkı İş Gücü Anketi sonuçlarına göre, 2010 yılı ilk yarısında (Haziran Dönemi; Mayıs-Haziran-Temmuz) kurumsal olmayan nüfusa ilişkin istihdam durumu Tablo 6’da yer almaktadır.

 

TABLO 4: KURUMSAL OLMAYAN NÜFUSUN İŞ GÜCÜ DURUMU (000 kişi) (Haziran Dönemi; May-Haz-Tem)

 

2009

2010

KURUMSAL OLMAYAN SİVİL NÜFUS

70,505

71,307

   15 ve Üstü Yaştaki Nüfus

51,644

52,503

 

 

 

İŞ GÜCÜ DURUMU

25,216

26,239

   İstihdam Edilen

21,947

23,488

   İşsiz

3,269

2,751

 

 

 

İŞ GÜCÜNE KATILMA ORANI (%)

48.8

50.0

 

 

 

İSTİHDAM ORANI (%)

42.5

44.7

İŞSİZLİK ORANI (%)

13.0

10.5

   Tarım Dışı İşsizlik Oranı (%)

16.4

13.4

   Genç Nüfusta (15-24 yaş) İşsizlik Oranı (%)

23.7

19.1

 

 

 

İŞ GÜCÜNE DAHİL OLMAYANLAR

26,428

26,264

Kaynak: TÜİK

 

 

2009 yılı ilk yarısında istihdam edilen kişi sayısı 21,947,000 iken, 2010’un aynı döneminde bu sayı 23,488,000 kişi olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılı ilk yarısına göre 2010 yılının aynı döneminde istihdam edilen kişi sayısındaki artış 1,541,000’dir. 2009 yılı ilk yarısında işsiz sayısı ise 3,269,000’dir. 2010 yılı ilk yarısında işsiz sayısında belirgin bir azalış meydana gelmiş olup bu sayı 2,751,000’dir. 2010 yılı ilk yarısında istihdam oranı %44.7, işsizlik oranı ise %10.5’tir. Tarım dışı işsizlik oranı %13.4; 15-24 yaş grubundaki işsizlik oranı %19.1’dir (Bkz. Tablo 6). Global ekonomik krizin etkilerinin hafiflediği, istihdam oranlarına da yansımış bulunmaktadır.

 

 

 

2) FİNANSAL KESİM

2-A) FİYATLAR:

Fiyatlarda meydana gelen değişmeler, Tablo 7’de ve 8’de yer almaktadır.

 

TABLO 5: FİYATLARDAKİ GELİŞMELER (Bir önceki aya göre değişim) (%)

 

ÜFE

 

TÜFE

 

2008

2009

2010

 

2008

2009

2010

Ocak

0.42

0.23

0.58

 

0.80

0.29

1.85

Şubat

2.56

1.17

1.66

 

1.29

-0.34

1.45

Mart

3.17

0.29

1.94

 

0.96

1.10

0.58

Nisan

4.50

0.65

2.35

 

1.68

0.02

0.60

Mayıs

2.12

-0.05

-1.15

 

1.49

0.64

-0.36

Haziran

0.32

0.94

-0.50

 

-0.36

0.11

-0.56

Temmuz

1.25

-0.71

 

 

0.58

0.25

 

Ağustos

-2.34

0.42

 

 

-0.24

-0.30

 

Eylül

-0.90

0.62

 

 

0.45

0.39

 

Ekim

0.57

0.28

 

 

2.60

2.41

 

Kasım

-0.03

1.29

 

 

0.83

1.27

 

Aralık

-3.54

0.66

 

 

-0.41

0.53

 

Kaynak: TÜİK

 

 

“Bir önceki aya göre değişim” açısından, ÜFE’de 2010 yılı ilk yarısında değişiklikler meydana gelmiştir. 2010 Mayıs’ında, 2009’un Mayıs-Temmuz aylarında görülen negatif enflasyon oranlarına tekrar şahit olunmuştur. TÜFE’de de benzer durumlar söz konusudur. (Bkz. Tablo 7)

 

 

TABLO 6: FİYATLARDAKİ GELİŞMELER (Bir önceki yılın aynı ayına göre değişim) (%)

 

ÜFE

 

TÜFE

 

2008

2009

2010

 

2008

2009

2010

Ocak

6.44

7.90

6.30

 

8.17

9.50

8.19

Şubat

8.15

6.43

6.82

 

9.10

7.73

10.13

Mart

10.50

3.46

8.58

 

9.15

7.89

9.56

Nisan

14.56

-0.35

10.42

 

9.66

6.13

10.19

Mayıs

16.53

-2.46

9.21

 

10.74

5.24

9.10

Haziran

17.03

-1.86

7.64

 

10.61

5.73

8.37

Temmuz

18.41

-3.75

 

 

12.06

5.39

 

Ağustos

14.67

-1.04

 

 

11.77

5.33

 

Eylül

12.49

0.47

 

 

11.13

5.27

 

Ekim

13.29

0.19

 

 

11.99

5.08

 

Kasım

12.25

1.51

 

 

10.76

5.53

 

Aralık

8.11

5.93

 

 

10.06

6.53

 

Kaynak: TÜİK

 

“Bir önceki yılın aynı ayına göre değişim” açısından 2010 yılı ilk yarısında ÜFE’de düzensiz hareketler görülmektedir. Benzer eğilim TÜFE’de de mevcuttur. (Bkz. Tablo 8)

 

2008’in Mart’ı itibariyle çift haneye yükselen ÜFE, Aralık’ı itibariyle tek haneye tekrar inmiş olup, bu eğilim 2009’da da sürmüştür. Ancak 2010 Nisan’ında tekrar çift haneye şahit olunmuştur. Ancak, sonraki aylar itibariyle tekrar tek haneye inilmiştir. TÜFE’de ise 2008 Mayıs’ında çift haneye çıkan oran, 2009 başında tek haneye inmiş ve bu eğilimini sürdürmektedir. Ancak 2010 Şubat ve Nisan aylarında çift haneli oranlar gerçekleşmiştir. Sonraki aylarda ise çift haneler yerlerini tekrar tek hanelere bırakmıştır. (Bkz. Tablo 8)

 

2003, 2004 ve 2005 yıllarında hedef enflasyon oranları realize edilebilmekle beraber, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında bunu sağlamak mümkün olmamıştır. 2009 yılı hedef oranı %7.5 olup, ÜFE’de Şubat’ta TÜFE’de ise Nisan’da realize edilebilmiştir. Ancak, bu erişim bir başarıdan ziyade iç piyasadaki daralmanın sonucu olarak değerlendirilebilir. 2010 hedef oranı ise %6.5 olarak tespit edilmekle beraber bu oranın birkaç puan üstüne çıkılması ihtimalinden bahsedilmektedir.

 

 

2-B) PARASAL GÖSTERGELER:

2009 yılı sonu ve 2010 yılı ilk yarı sonu itibariyle parasal göstergeler ve bunlar arasındaki değişim oranları, Tablo 9’da verilmiştir.

 

TABLO 7: PARASAL GÖSTERGELER (Milyon TL)

 

25 Aralık 2009

09 Temmuz 2010

Değişim (%)

Dolaşımdaki Para

35,400

40,573

14.6

Vadesiz Mevduat

35,754

38,832

8.6

M1

71,153

79,405

11.6

Vadeli Mevduat

247,566

281,184

13.6

M2

318,719

360,589

13.1

Döviz Tevdiatı

139,321

133,994

-3.8

Döviz Tevdiatı (Milyar Dolar)

92,400

86,700

-6.2

M2Y

458,040

494,583

8.0

Dolarizasyon (DTH/M2Y)

30.4

27.1

-10.9

Mevduat Bankaları Kredileri

289,388

352,928

22.0

Açık Piyasa İşlemleri

-12,248

-12,821

4.7

Kamu Menkul Kıymetleri

233,783

239,818

2.6

Kaynak: TCMB

 

 

2009 sonu itibariyle 35.4 milyar TL olan dolaşımdaki para meblağı, 2010 yılı ilk yarı sonu itibariyle 40,6 milyar TL civarına yükselmiş olup artış oranı %14.6’dır. Vadesiz mevduatta da %8.6’lık bir artış meydana gelmiştir. Vadeli mevduattaki artış ise daha yüksek seviyede olup %13.6 oranındadır. TL bazında döviz tevdiatında düşüş meydana gelmiş olup oran %-3.8’dir. Dolar bazında döviz tevdiatındaki azalış ise %-6.2’dir. (Bkz. Tablo 9)

 

2009 sonu itibariyle mevduat bankalarınca verilen toplam kredi meblağı 289 milyar TL civarında idi. Bu meblağ, 2010 yılı ilk yarı sonu itibariyle 353 milyar TL civarına yükselmiştir. Söz konusu kredilerde %22’lik artış meydana gelmiştir. Kredilerdeki bu seviyedeki artış; iktisadî şartlardaki iyileşme bir yana, insanların geleceğe yönelik olumlu bakışının ayrı bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. (Bkz. Tablo 9)

 

 

2-C) FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARI:

2010 yılı ilk yarısında, seçilmiş finansal yatırım araçlarının nominal ve reel getirileri Tablo 10’da yer almaktadır.

 

TABLO 8: SEÇİLMİŞ FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARININ REEL GETİRİLERİ (Haziran)

 

REEL GETİRİ (2003=100)

ÜFE (%)

TÜFE (%)

YILLIK

ORTALAMA

ALTIN (KÜLÇE)

BORSA İNDEKSİ (İMKB 100)

EURO

DOLAR

MEVDUAT FAİZİ (BRÜT)

23.36

46.38

-17.44

-5.21

2.78

22.53

45.39

-17.99

-5.85

2.09

 

 

 

 

Kaynak: TÜİK

 

 

TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre, 2010 yılı Haziran’ında; 2003=100 temel yıllı ÜFE ile indirgendiğinde yıllık ortalamalar itibariyle en yüksek getiri Borsa ile elde edilmişken, en fazla zarar Euro ile gerçekleşmiştir. TÜFE ile indirgendiğinde durum yine aynı merkezdedir. (Bkz. Tablo 10)

 

 

2-D) FİNANSAL KURULUŞLAR:

2010 yılı ilk yarı sonu itibariyle Türkiye’de faaliyette bulunan finansal kuruluşlar Tablo 11’de yer almaktadır.

 

TABLO 9: TÜRKİYE’DEKİ FİNANSAL KURULUŞLAR (Adet)

KURULUŞ

2009

2010 (Haziran)

Kamu Kalkınma ve Yatırım Bankaları

4

4

Kamu Mevduat Bankaları

3

3

TMSF Bünyesindeki Banka (Birleşik Fon bankası A.Ş.)

1

1

Özel Yatırım Bankaları

5

5

Özel Mevduat Bankaları

11

11

Türkiye’de Kurulu Yabancı Yatırım Bankaları

4

4

Türkiye’de Kurulu Yabancı Mevduat Bankaları

11

11

Mevduat Toplama Yetkisine Sahip Yabancı Banka Şubeleri

6

6

 

 

 

Katılım Bankaları (Özel Finans Kurumları)

4

4

 

 

 

Türkiye’de Temsilciliği Bulunan Yabancı Banka Sayısı

44

41

 

 

 

Leasing Kuruluşları

48

46

Factoring Kuruluşları

76

79

Tüketici Finansman Kuruluşları

10

10

Varlık Yönetim Şirketleri

6

6

Finansal Holding Kuruluşları

3

3

Kaynak: BDDK

 

 

2009 yılı ilk yarı sonu itibariyle toplam banka sayısı 45, Katılım bankaları 4, Leasing kuruluşları 46, Factoring kuruluşları ise 79’dur. Tüketici finansman kuruluşlarının sayısı 10, Varlık yönetim şirketleri ise 6 adettir. (Bkz. Tablo 11)

 

 

 

3) KAMU MALİYESİ KESİMİ

 

3-A) BÜTÇE GELİŞMELERİ:

2010 yılı ilk yarısında bütçe gelişmeleri Tablo 12’de yer almaktadır.

 

TABLO 10: BÜTÇE İLE İLGİLİ GELİŞMELER (000 TL) (%) (Ocak-Haziran)

 

2009

2010

ARTIŞ

(10/09) (%)

GELİRLER

101,626,268

121,064,805

19.1

   Genel Bütçe Gelirleri

98,286,792

116,843,307

18.9

       Vergi Gelirleri

79,083,322

98,622,158

24.7

       Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri

7,312,851

6,302,452

-13.8

       Alınan Bağışlar ve Yardımlar

521,949

1,120,849

114.7

       Faizler, Paylar ve Cezalar

9,799,209

10,060,040

2.7

       Sermaye Gelirleri

1,397,345

633,916

-54.6

       Alacaklardan Tahsilat

172,116

103,892

 

   Özel Bütçeli İdare Gelirleri

2,016,179

2,828,423

40.3

   Düzenleme ve Denetleme Kurum Gelirleri

1,323,297

1,393,075

5.3

 

 

 

 

HARCAMALAR

124,830,776

136,494,290

9.3

   Faiz Hariç Harcamalar

97,588,623

108,935,438

11.6

       Personel Giderleri

28,468,920

31,736,186

11.5

       Sos. Güv. Kur. Devlet Primleri

3,446,440

5,361,268

55.6

       Mal ve Hizmet Alımları

10,698,808

10,515,432

-1.7

       Cari Transferler

46,097,195

51,820,641

12.4

       Sermaye Giderleri

4,986,837

5,462,435

9.5

       Sermaye Transferleri

1,176,611

1,401,440

19.1

       Borç Verme

2,713,812

2,638,036

-2.8

   Faiz Harcamaları

27,242,153

27,558,852

1.2

 

 

 

 

BÜTÇE DENGESİ

-23,204,508

-15,429,485

-33.5

 

 

 

 

Faiz Dışı Denge

4,037,645

12,129,367

200.4

Kaynak: MB

 

2010 yılı ilk yarısında elde edilen gelir meblağı 121,065 milyon TL’dir. 2009’un aynı dönemine göre artış meydana gelmiş olup, oran %19.1’dir. Aynı dönemdeki harcama meblağı 136,494 milyon TL olup, 2009’un aynı dönemine göre artış oranı %9.3’tür. (Bkz. Tablo 12)

 

2010 yılı ilk yarısında faiz harcamaları meblağı 27,559 milyon TL olup, 2009 yılının aynı döneminde göre %1.2 oranında artış kaydetmiştir. Faiz dışı dengede önceki döneme göre belirgin bir artış söz konusudur. Nitekim, 2009 yılının ilk yarısında 4 milyar TL olan faiz dışı fazla, 2010 yılı aynı döneminde 12 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup, artış oranı %200 civarındadır. (Bkz. Tablo 12)

 

Bütçe dengesinde ise lehte gelişmeler meydana gelmiştir. Nitekim, 2009’un ilk yarısında 23 milyar TL civarında olan bütçe açığı, 2010 yılının aynı döneminde 15 milyar TL civarına düşmüştür. Meydana gelen azalış oranı %-33.5’tir. (Bkz. Tablo 12)

 

 

3-B) BORÇ VERİLERİ:

İç ve dış borçlara ilişkin bilgiler Tablo 13-16’da yer almaktadır.

 

TABLO 11: İÇ BORÇ DURUMU (Milyon TL)

 

2008

2009

2010 (Haziran)

MEBLAĞ

248,691

330,005

343,142

VADE (ay)

24.4

24.4

27.9

Kaynak: HM

 

 

2010 yılı ilk yarısı itibariyle toplam iç borç stoku 343,142 milyon TL’dir. 2009 yılı sonuna göre meydana gelen artış 13,137 milyon TL’dir. Stokun ortalama vadeye kalan gününde ise artış meydana gelmiştir. 2009 sonunda 24.4 ay olan ortalama vade, 2010 yılı ilk yarı sonunda 27.9 aya çıkmıştır. (Bkz. Tablo 13)

 

 

TABLO 12: DIŞ BORÇ DURUMU (Milyon $)

 

2008

2009

2010 (Temmuz)

TOPLAM

277,125

268,313

266,339

 *Kısa Vadeli

50,448

49,406

61,964

 *Uzun Vadeli

226,677

218,907

204,375

Kaynak: HM

 

 

2009 yılı sonunda 268,313 milyon Dolar olan dış borç stoku, 2010 yılı ilk yarı sonunda 266,339 milyon Dolar’a gerilemiştir. Vadeler açısından dış borçlar temel karakteristiğini sürdürmekte olup, ağırlıklı olarak uzun vadelidir. 2009 yılı ilk yarı sonu itibariyle uzun vadeli borçların toplam borç içindeki payı %77 civarındadır. (Bkz. Tablo 14)

 

 

TABLO 13: DIŞ BORÇ KOMPOZİSYONU (%)

DÖVİZ CİNSİ

2008

2009

2010 (Temmuz)

Dolar

55.2

53.0

54.1

Euro

34.7

35.5

32.5

SDR

3.1

3.5

3.1

Yen

1.4

1.4

1.6

Diğer

0.6

0.7

0.9

Kaynak: HM

 

 

2010 yılı ilk yarı sonu itibariyle dış borcun %54.1’i ABD Doları cinsindendir. Müteakiben; Euro, SDR, Yen ve diğer para birimleri cinsinden borçlar gelmektedir. (Bkz. Tablo 15)

 

 

TABLO 14: MERKEZÎ İDARE BORÇ STOKU (Alacaklıya Göre) (Milyar $)

 

2008

2009

2010 (Haziran)

TOPLAM BORÇ STOKU

251.5

293.2

291.4

I) İÇ BORÇ STOKU

181.7

219.2

217.9

   a) Piyasa

138.3

178.7

180.4

   b) Kamu Kesimi

43.5

40.5

37.5

 

 

 

 

II) DIŞ BORÇ STOKU

69.8

74.1

73.5

   a) Kredi

30.9

33.2

31.8

       a.1) Uluslararası Kuruluşlar

              (IMF Kredisi)

18.9

(8.6)

21.4

(7.9)

20.1

(6.8)

       a.2) Hükûmet Kuruluşları

5.5

5.7

5.6

       a.3) Ticarî Bankalar

6.4

6.1

6.1

   b) Tahvil

38.9

40.9

41.7

Kaynak: HM

 

 

Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, alacaklılarına göre merkezî idare toplam borç stoku; 2008 sonu itibariyle 251.5 milyar Dolar iken, 2009 sonunda 293.2 milyar Dolar’a yükselmiştir. Söz konusu meblağ, 2010 yılı Haziran’ı sonunda 291.4 milyar Dolar’a gerilemiştir. IMF kredisinde de azalmalar söz konusudur. Nitekim 2008 sonunda 8.6 milyar Dolar olan IMF borcu, 2009 sonu itibariyle 7.9 milyar Dolar’a gerilemişken, 2010 Haziran’ı sonunda 6.8 milyar Dolar’a gerilemiştir (Bkz. Tablo 16).

 

 

 

4) DIŞ İŞLEMLER KESİMİ

 

4-A) ÖDEMELER DENGESİ:

Ödemeler dengesi bilgilerine Tablo 17’de yer verilmektedir.

 

TABLO 15: ÖDEMELER DENGESİ (Milyon $)

 

2008

2009

2010 (Ock-Haz)

I. CARİ İŞLEMLER HESABI

-41,623

-14,402

-21,363

   I.a) Dış Ticaret Hesabı

-53,174

-24,511

-20,894

   I.b) Hizmetler Hesabı

17,457

16,305

2,946

   I.c) Gelir Hesabı

-7,967

-8,114

-3,982

   I.d) Cari Transferler Hesabı

2,018

2,299

567

 

 

 

 

II. SERMAYE VE FİNANS HESAPLARI

37,052

9,761

21,679

   II.a) Sermaye Hesabı

-

-

-

   II.b) Finans Hesabı

37,052

9,761

21,679

 

 

 

 

III. NET HATA VE NOKSAN

4,571

4,641

-316

Kaynak: TCMB

 

 

Cari işlemler hesabı; 2008 sonunda 41.6 milyar Dolar açık vermişken, 2009 yılı açık meblağı 14.4 milyar Dolar’a gerilemiş olup, azalış oranı %289 civarındadır. 2010 yılı ilk yarı sonundaki cari açık meblağı ise 21.4 milyar Dolar’dır (Bkz. Tablo 17). 2009’un toplam açığı ile kıyaslandığında, 2010 ilk yarısı açık meblağı, yılın sonunda 2008 seviyelerine yaklaşacak gibi görünmektedir.

 

 

4-B) MAL TİCARETİ:

Ana ve alt kalemler itibariyle mal ticareti verileri, Tablo 18’de ve 19’da yer almaktadır.

 

TABLO 16: DIŞ TİCARET BİLEŞİMİ (000 $) (Ocak-Haziran)

 

2009

2010

Değişim (%)

İHRACAT

47,722

54,822

14.9

İTHALÂT

62,366

83,324

33.6

DIŞ TİCARET DENGESİ

-14,644

-28,501

94.6

İHRACAT / İTHALÂT (%)

76.5

65.8

 

Kaynak: DTM

 

 

2010 yılı ilk yarısı ihracatı 54.8 milyar Dolar, ithalâtı ise 83.3 milyar Dolar’dır. 2009 yılının aynı dönemine göre önemli ölçüde artışlar meydana gelmiş olup, sırasıyla %15 ve %33.6’dır. Dış ticaret açığında meydana gelen yükselme %94.6’dir. 2010 yılı ilk yarısında ihracatın ithalâtı karşılama oranı %65.8’dir. Bu oran, 2009 yılının aynı dönemine göre 11 puan civarında düşüş sergilemiştir. Bu puan düşüşü, söz konusu dönemde ihracatımızın azaldığı anlamına gelmemektedir. Zira ithalâtta da önemli ölçüde artış meydana gelmiş olması böyle bir sonucu doğurmaktadır. (Bkz. Tablo 18)

 

TABLO 17: GENİŞ EKONOMİK GRUPLARIN SINIFLAMASINA (GEGS) GÖRE DIŞ TİCARET BİLEŞİMİ (Milyon $) (Ocak-Haziran)

 

2009

 

2010

 

DEĞER

 

DEĞER

İHRACAT

 

 

 

  Sermaye (Yatırım) Malları

5,201

 

5,798

  Ara (Ham madde) Mallar

24,303

 

27,306

  Tüketim Malları

17,963

 

21,423

  Diğer

246

 

664

 

 

 

 

İTHALÂT

 

 

 

  Sermaye (Yatırım) Malları

13,412

 

16,666

  Ara (Ham madde) Mallar

62,529

 

82,923

  Tüketim Malları

11,669

 

14,963

  Diğer

424

 

325

Kaynak: DTM

 

 

2010 yılı ilk yarısında, mal sınıflamasına göre dış ticaret bileşimi açısından ihracat alt kalemleri, sırasıyla şöyledir: Ham madde, tüketim, yatırım ve diğer mallar. Burada dikkati çeken husus şudur: Geleneksel olarak ihracat kalemleri arasında ilk sırayı tüketim malları alırken, 2006 yılı itibariyle bu yapıda bir değişiklik meydana gelmiş olup, ilk sırayı ham maddeler almıştır. Aynı dönemde, ithalât alt kalemleri ise karakteristik yapısını sürdürmüş olup, sırasıyla şöyledir: Ham madde, yatırım, tüketim ve diğer mallar. (Bkz. Tablo 19)

 

2010 yılı ilk yarısında, ülke gruplarına göre incelendiğinde, ihracatın %43.8’inin AB ülkelerine; kalan kısmının diğer ülkelere yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu oran 2009 yılının aynı döneminde %47.8 idi. 2010’un ilk yarısında ithalâtın %56.2’si AB ülkelerinden; kalan kısmı diğer ülkelerden gerçekleştirilmiştir. Bu oran 2009’un aynı döneminde %52.2 idi.

 

 

4-C) HİZMET TİCARETİ:

Alt faaliyet dalları itibariyle hizmet ticareti verileri Tablo 20’de yer almaktadır.

 

TABLO 18: HİZMET TİCARETİ GELİŞMELERİ (Milyon $)

 

2008

2009

2010 (Haziran)

HİZMETLER DENGESİ

17,457

16,305

2,946

   a) Ulaştırma

265

1,034

-461

   b) Turizm

18,404

17,103

4,812

   c) İnşaat

974

1,090

420

   d) Sigorta

-673

-537

-294

   e) Finans

-137

-360

-130

   f) Diğer Ticarî

-1,304

-1,464

-857

   g) Resmî

-795

-846

-485

   h) Diğer

723

257

-59

Kaynak: TCMB

 

 

2010 yılı ilk yarısında Türkiye’nin net gelir sağlayan başlıca hizmet alt sektörleri; turizm ve inşaattır. Söz konusu dönem itibariyle Türkiye’nin hizmet ticareti net geliri 3 milyar Dolar civarındadır. (Bkz. Tablo 20)

 

TÜİK istatistiklerine göre, 2010 yılı ilk yarısında Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısı 12,126,127’dir. Yurt dışını ziyaret eden Türkiyeli turist sayısı ise 3,006,169’dur. Giriş yapan yabancı ziyaretçilerin ülkeleri itibariyle sıralaması şöyledir: Avrupa, BDT, Asya, Afrika, Amerika, Okyanusya, Diğer.

 

 

BAZI DEĞERLENDİRMELER VE TEKLİFLER:

 

Türkiye’nin Komşularıyla Dış Ticareti; Sorunlar-Fırsatlar:

Türkiye’nin dış ticaret geçmişi, esasen, 30 yıldan çok fazla değildir. Özellikle 1980’li yıllarla beraber yürürlüğe konulan iktisadî liberal politikalar ile bu faaliyetler giderek artan bir seyir izlemiştir. Nitekim, 1980’de 11 milyar Dolar civarında olan dış ticaret hacmi, günümüzde 250 milyar Dolar’a yaklaşmıştır. Fakat ne yazık ki Türkiye’nin bu hacme erişmesi kolay olmamıştır. Bunda izlenen sistematik birtakım politikaların etkisi inkâr edilemez. Mesela, komşularıyla arasındaki dış ticaret hacminin düşüklüğü bu durumun bariz göstergelerinden biridir.

 

Türkiye son yıllarda, uzunca bir süredir hemen tüm komşularıyla izlenegelen “düşmanlık” stratejisini “dostluk” yönünde değiştirme çabaları sergilemektedir. Bu çabalar meyvelerini vermeye başlamıştır. Nitekim, Türkiye ve komşuları arasındaki ticaret hacminde meydana gelen olumlu gelişmeler bu durumu teyit etmektedir. İzlenecek stratejilerle bunun daha üst seviyelere çıkarılması gerekmektedir.

 

Komşu ülkelerle ticarî ilişkilerin artırılması yönünde atılacak adımlardan biri sınırlara yakın bölgelerde ihracata yönelik üretim tesislerinin kurulmasıdır. Kuzey Kıbrıs, Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarına yakın kısımlarda bu tür çok sayıda tesis bulunmaktadır. Mesela Kuzey Kıbrıs’a yakın bölgelerde 5 ilde toplam 12 adet OSB mevcuttur. Benzer şekilde Yunanistan ve Bulgaristan yakınında da iki ilde 4 adet OSB mevcuttur. Mücavir iller olan Çanakkale, Tekirdağ ve İstanbul da dikkate alındığında bu sayılar 5 ile ve 16 OSB’ye yükselmektedir.

 

Doğu Karadeniz, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde ise bu yönde ciddi eksikliklerin var olduğu bilinen bir gerçektir. Mesela Gürcistan’a yakın 1 il ve 1 OSB varken, İran’a yakın 4 il ve 4 OSB vardır. Doğu Karadeniz, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde en fazla ile ve OSB’ye sahip olan ülke Suriye olup 6 ilde 12 OSB mevcuttur. Ancak, bu OSB’lerin boyutu Kuzey Kıbrıs, Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarına yakın kısımlarda bulunan OSB’lerle kıyas kabul etmeyecek nitelikte ve niceliktedir.

 

Doğu Karadeniz, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde kurulacak üretim birimleri, Türkiye’nin komşu ülkeleri Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye ile ihracatını artırmada büyük önem arz etmektedir. Bunun için yatırımcılara “gidin üretim tesisleri kurun” demek yeterli olmayacaktır. Bunlara özel teşvik politikaları uygulamak da sanayileşme stratejisinin önemli bir ayağı olacaktır. Halihazırda uygulanan bazı teşvik politikaları olmakla beraber, özelde söz konusu bölgelere has teşviklerin bu yönde hareketi daha da hızlandıracağı açıktır. Bu çerçevede mevcut OSB’lerin güçlendirilmesi ve daha fazla yatırımcının buralara gelmesi sağlanmalıdır.

 

Ayrıca, sanayileşme stratejileri izlenirken, bunların dış ticaretle olan ilişkisi de göz önüne alınabilirse Türkiye açısından da önemli gelişmeler sağlamak mümkün hâle gelecektir. Türkiye’nin komşu ülkeleriyle yaptığı dış ticaret mal-hizmet bileşimi dikkate alınarak her ülkeye komşu veya yakın olan bölgesinde de bu bileşime uygun bir sanayileşme stratejisi izlenebilir. Mesela, güneyindeki-güney doğusundaki ülkeler; Suriye, Irak, İran için gıda ağırlıklı bir sanayileşme stratejisi izlenebilir. İlaveten inşaatla bağlantılı sınaî tesislerin kurulması da mümkündür. Yine kuzeyindeki-kuzey doğusundaki ülkeler; Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan için tekstil bağlantılı sanayileşmeye gidilebilir. Veya söz konusu ülkelerin ithalâtlarında ağırlığı oluşturan kalemlerle bağlantılı sınaî tesislerin kurulmasına yönelik stratejiler geliştirilebilir.

 

OSB’ler yanında uygulamaya geçirilen diğer bir model de STM’lerdir. Temel maksadı Türkiye’nin Kuzey Doğu, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde iktisadî gelişmeyi sağlamak ve hızlandırmak olan bu uygulama, esasen hizmet sektörü bağlantılıdır. Bu çerçevede komşu ülkelerle ticarî faaliyetler (ihracat-ithalât) icra edilmektedir. Bu uygulama ileri seviyeler taşındığı takdirde, OSB’lerle bağlantısı kuvvetlendirilerek daha etkin hale getirilebilir. Bu çerçevede OSB’lerde üretilen malların/hizmetlerin STM’ler vasıtasıyla ticarete konu edilmesi mümkün olacaktır.

 

Sadece yurt içine değil, yurt dışına yönelik üretimde de bulunan sınaî tesisler, pazara yakınlık dolayısıyla düşük maliyetle üretimde bulunabilecek ve böylece rekabet edebilir bir yapıya kavuşulmasına imkân sağlayacaktır. Neticede Türkiye’nin dış ticaret hacmi artarken, bölgesel kalkınmanın sağlanmasında da önemli mesafeler kat edilmiş olacaktır.

 

 

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Behzat Ekinci

Mardin Artuklu Üniversitesi

İİBF, İktisat Bölümü

http://www.akademiktisat.net

mbekinci@akademiktisat.net

 

 

Kaynaklar:

TÜİK, DPT, HM, DTM, TCMB, MB, BDDK, Turkish Bank.

 

 

 

Sayfa başı