AKADEM<İ>KTİSAT

 

 

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2003 YILI İLK DOKUZ AYINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

 

 

 

İÇİNDEKİLER:

 

HAVADİS

 

1) REEL KESİM

1-A) BÜYÜME

1-B) SANAYİ

1-C) İSTİHDAM

 

2) FİNANSAL KESİM

2-A) FİYATLAR

2-B) PARASAL GÖSTERGELER

2-C) FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARI

 

3) KAMU MALİYESİ KESİMİ

 

4) DIŞ TİCARET KESİMİ

 

BAZI DEĞERLENDİRMELER VE TEKLİFLER

 

 

 

HAVADİS:

            2003 yılının ilk dokuz ayında önemli ekonomik ve ekonomi kaynaklı siyasi ve sosyal hadiseler meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı ekonomiye lehte etkilere sebep olurken, bir kısmı ise aleyhte etkilere yol açıcı niteliktedir. Söz konusu hadiselerden bir kısmı aşağıda sıralanmaktadır:

 

            3 Kasım 2002 seçimleriyle iş başına gelen 58.Hükûmet, dört ay gibi bir süre iktidar koltuğunda kalabilmiş, Siirt seçimlerinin yenilenmesi sonrasında ortaya çıkan sonuçlarla, kabinede fazla değişikliğe gidilmeksizin 23 Mart 2003 itibariyle yerini 59.Hükûmet’e bırakmıştır.

 

            2002 yılında çokça dile getirilen ve gerçekleştirilmesi planlanan Orta Doğu Operasyonu’na, 2003’ün ilk çeyreği sonuna doğru başlanmıştır. Orta Doğu’ya “demokrasi, barış ve özgürlük” getirme amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan Operasyon, 20 Mart 2003 itibariyle Amerikan deniz piyadelerinin Kuveyt sınırından Irak topraklarına kara harekatı düzenlenmesiyle başlatılmıştır. Operasyon, Bağdat’ın 9 Nisan 2003’te düşmesi ile belirli bir kısmı itibariyle tamamlanmıştır. Bununla beraber, bölgede henüz sükunet sağlanabilmiş değildir.

 

            Meydana gelen diğer bir gelişme ise yolsuzluklarla mücadele alanındadır. Bu kapsamda, 12 Haziran 2003 tarihinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’e el konulmuştur. 4 Temmuz 2003’te de İmar Bankası’nın yönetim ve denetimi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. 7 Temmuz 2003’te ise söz konusu firma ve banka sahiplerinin ve şirketlerinin mallarına ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Dava yargıya intikal etmiş olup, süreç halen işlemektedir.

 

            3 Ağustos 2003 tarihinde, IMF’ye olan borçlarımızın bir kısmına erteleme kararı alınmıştır. Bu çerçevede, 2004 ve 2005 döneminde ödenecek 11,3 milyar dolarlık borcumuz 2006 yılına ertelenmiştir. Söz konusu erteleme, ekonomimizin içinden geçtiği sıkıntılı süreçte önemli bir rahatlamaya sebep olmuştur. Nitekim bu erteleme sayesinde, piyasalarda son çeyrekte gerçekleşebileceği konusunda endişe duyulan likidite vb. kriz ihtimalleri zayıflamıştır.

 

            Türkiye, AB’ye üyelik konusunda net tavrını ortaya koymuş olup, bu çerçevede gerekli uyum çalışmalarını sürdürmektedir. Nitekim, 6.AB Uyum Paketi’nden sonra 7.AB Uyum Paketi(4963 Sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun) de 6 Ağustos 2003 tarihinde, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmıştır. Ekonomik, sosyal ve siyasi alanda evrensel standartlara uyumu hedefleyen bu çalışmalar, ülke olarak iyi niyetimizi ve kararlılığımız ifade etmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

 

            Üçüncü çeyreğin sonuna doğru, finansal kaynak temini ile ilgili önemli bir gelişme kaydedilmiştir. 23 Eylül 2003 tarihinde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve ABD Hazine Bakanı ile imzalanan finansman anlaşması çerçevesinde 8,5 milyar dolarlık kredi tahsisine karar verilmiştir. Uzun vadeli ve düşük faizli olacağı ifade edilen bu kredi de ekonomide önemli ölçüde rahatlamaya sebep olacaktır.

 

            29 Eylül 2003’te de hukuki, ekonomik ve siyasi boyutları bulunan bir gelişme meydana gelmiştir. Yargıtay 6.Ceza Dairesi, bir siyasi partinin(DEHAP), 3 Kasım seçimleri öncesinde “resmi belgede sahtecilik” yaptığı gerekçesiyle, bazı yetkililerine verilen cezaları onaylamıştır. Bu karar, politik bir belirsizliğe yol açmıştır. Söz konusu belirsizliğin giderilmesi ise YSK’nın 5 Ekim 2003 tarihinde verdiği kararla nispeten ortadan kalkmıştır.

 

 

Burada, mevcut veriler ışığında Türkiye ekonomisinin 2003 yılı ilk dokuz ayına ilişkin sektörel analizler yapılacaktır:

 

 

1)REEL KESİM

A)BÜYÜME:

            Türkiye ekonomisi, ağırlıklı olarak 1999 yılı itibariyle yaşamaya başladığı kriz sürecinde büyüme oranları açısından dalgalı bir trend sergilemiştir. 1999-2002 dönemi büyüme oranları incelendiğinde bu durumun görülmesi mümkündür. Ancak 2002 itibariyle ekonominin tedrici olarak rayına oturmaya başladığına şahit olunmaktadır. Ekonomi, birçok olumsuzluğu içinde barındırıyor olmakla beraber, dinamiklerini harekete geçirerek belli bir büyüme trendi de yakalamıştır.

 

Ekonomik büyümeye ilişkin veriler, aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

 

TABLO 1: BÜYÜME (GSMH) ORANLARI (%)

YILLAR

BÜYÜME ORANI

1997

8,0

1998

3,8

1999

-6,4

2000

6,3

2001

-9,5

2002

I.çeyrek

II.çeyrek

III.çeyrek

IV.çeyrek

7,8

0,4

10,7

7,9

11,5

2003 (hedef)

I.çeyrek

II.çeyrek

5,0

7,4

3.7

Kaynak:DİE

 

 

            2001 yılında %9,5 oranında daralan ekonomide, 2002 yılında hedeflenenin de üstünde büyüme sağlanmıştır. Nitekim, özellikle son çeyrek itibariyle kaydedilen yüksek performans ile %4 olarak tespit edilen büyüme hedefinin neredeyse iki katı civarında bir büyüme oranına ulaşılmıştır. 2003 yılı için tespit edilen büyüme hedefi ise, evvelki yılın rekor seviyesindeki büyüme hızına rağmen mütevazi bir oranda olup %5’tir. İlk çeyrekler itibariyle değerlendirildiğinde ise 2002 yılıyla kıyaslandığında 2003 yılındaki büyüme oranı çok yüksek seviyede gerçekleşmiştir. Söz konusu oranlar sırasıyla %0,4 ve %7,4’tür. (Bkz. Tablo 1)

 

            Ancak ikinci çeyrekte aynı durum mevcut değildir. 2002 yılı ikinci çeyreğine göre 2003 yılı aynı döneminde sağlanan büyüme oranı, belirgin bir şekilde düşmüştür. 2002’de %10,7 olan oran, 2003’ün aynı döneminde %3,7 olarak gerçekleşmiştir. (Bkz. Tablo 1) Bu düşüşte, büyük ölçüde Orta Doğu Operasyonu’nun ve buna bağlı olarak ekonomik faaliyetlerde meydana gelen gerilemenin etkili olduğu ifade edilebilir.

 

            GSYİH büyüme hızı ise 2003 ilk çeyreğinde %8,1 oranında gerçekleşmişken, ikinci çeyrekte %3,7’ye düşmüştür.

 

            DİE’den yapılan açıklamaya göre, 2003 yılı ilk çeyreği itibariyle GSMH, cari fiyatlarla 66 katrilyon 147 trilyon 465 milyar TL iken, bu meblağ ikinci çeyrek itibariyle 81 katrilyon 189 trilyon 840 milyar TL’ye yükselmiştir. Bazı alt sektörlerde ilk iki çeyrek itibariyle sağlanan büyüme oranları ise sabit fiyatlarla şöyle olmuştur:Tarım %0,6; Sanayi %6; İnşaat %-15,6; Ticaret %8,1; Ulaştırma ve Haberleşme %9,6; Finansal Kuruluşlar %-8,3; Serbest Meslekler ve Hizmetler %5,6.

 

            Yıl geneli dikkate alındığında, meydana gelen olumsuz gelişmelere rağmen, %5’lik büyüme hedefinin tutturulması mümkündür. Normal şartlarda bunun aşılabilmesi de mümkün görünmektedir. OECD’nin Mart 2003’te yayımladığı tahmin raporunda da Türkiye’nin 2003-2007 döneminde ortalama %5,7 oranında büyüyeceği ifade edilmektedir. Bu da gerek cari yılda ve gerekse müteakip yıllarda Türkiye’nin önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğuna işaret etmektedir.

 

 

B)SANAYİ:

İmalat sanayiindeki üretim artış oranları, alt sektörler itibariyle aşağıda yer almaktadır.

 

TABLO 2: ÜRETİM ARTIŞI (OCAK-TEMMUZ)

İKTİSADİ FAALİYET KOLLARI

ÜRETİM DEĞİŞİMİ (%)

2002

2003

TOPLAM SANAYİ

8,3

8,2

Madencilik Sektörü

-8,9

-11,8

İmalat Sanayii Sektörü

9,5

9,2

Elektrik, Gaz ve Su Sektörü

6,1

7,5

Kaynak:DİE

 

 

            Sanayi sektörü, ilk yedi ay itibariyle 2002 yılına göre 2003’te toplamda %8,2 oranında bir artış kaydetmiştir. Alt sektörler itibariyle en yüksek artış %9,2 oranıyla imalat sanayiinde gerçekleşmiştir. Madencilik sektöründe ise belirgin bir üretim düşüşü meydana gelmiş olup, düşüş oranı %12 civarındadır. (Bkz. Tablo 2)

 

 

TABLO 3: KAPASİTE KULLANIM ORANLARI (%)

 

2001

2002

2003

Ocak

70,5

73,9

74,9

Şubat

70,9

71,0

71,9

Mart

70,7

75,3

78,3

Nisan

68,5

73,8

75,9

Mayıs

70,4

75,7

78,7

Haziran

71,3

76,4

80,1

Temmuz

71,1

77,5

80,0

Ağustos

71,7

76,4

79,1

Eylül

72,9

79,7

 

Ekim

74,0

80,4

 

Kasım

74,0

77,2

 

Aralık

73,3

76,5

 

Kaynak:DİE

 

 

            2002 yılı ile kıyaslandığında, 2003 yılı aylarında kullanılan kapasite oranları daha yüksek seviyededir. En düşük oran %71,9 ile Şubat’ta iken, en yüksek oran %80,1 ile Haziran ayındadır. (Bkz. Tablo 3) Ocak-Ağustos dönemi ortalama kapasite kullanım oranı ise %77,5 civarındadır.

 

 

TABLO 4: TAM KAPASİTE İLE ÇALIŞAMAMA SEBEPLERİ (OCAK-AĞUSTOS) (%)

 

2002

2003

İç Pazarda Talep Yetersizliği

49,9

66,0

Dış Pazarda Talep Yetersizliği

16,4

13,8

Mali İmkansızlık

3,3

2,5

Yerli Mallarda Ham Madde Yetersizliği

3,6

3,7

İşçilerle İlgili Meseleler

2,0

1,8

İthal Mallarda Ham Madde Yetersizliği

1,2

1,2

Kaynak:DİE

 

 

            2003 yılı Ocak-Ağustos dönemi itibariyle “tam kapasite ile çalışamama” için belirtilen sebepler, 2002 yılı aynı dönemi için belirtilen sebeplerle benzerlik göstermekte olup sadece nispi değişiklikler söz konusudur. Ortaya çıkan sonuçlara göre, “İç pazarda talep yetersizliği” daha da artmıştır. Nitekim ilgili oranın, %49,9’dan %66’ya çıktığı görülmektedir. Buna karşılık, “Dış pazarda talep yetersizliği” seviyesi düşmüştür. Çünkü 2002 yılı ilk yedi ayında bununla ilgili belirtilen oran %16,4 iken, 2003 yılı aynı döneminde bu oran %13,8’e gerilemiştir. (Bkz. Tablo 4) Bu da, dış ticaret açısından nispeten olumlu gelişmelerin varlığını işaret etmektedir.

 

 

TABLO 5: YENİ KURULAN ŞİRKETLER, KOOPERATİFLER VE FİRMALAR (OCAK-AĞUSTOS)

 

2002

2003

Değişim(%)

Yeni açılan şirketler ve koop.

21.256

21.443

0,88

Kapanan şirketler ve koop.

2.025

3.457

70,71

Yeni açılan firmalar

15.878

22.918

44,34

Kapanan firmalar

11.377

8.644

-24,02

Kaynak:DİE

 

 

            Ocak-Ağustos dönemi itibariyle 2002 yılına göre 2003 yılında, şirket ve kooperatif açılışlarında %0,88 oranında artış meydana gelmiştir. Kapanan şirket ve kooperatif sayısı da artmış olup, bu artış %70,71 oranındadır. Firmalar açısından değerlendirildiğinde ise açılışlar açısından şirket ve kooperatiflere paralel bir gelişim görülmektedir. Nitekim, firma açılışlarında %44,34 oranında artış olmuştur. Firma kapanışlarında ise %24,02 oranında azalma meydana gelmiştir. (Bkz. Tablo 5)

 

 

C)İSTİHDAM:

            DİE, Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre, 2003 yılının ikinci çeyreği itibariyle kurumsal olmayan nüfusa ilişkin istihdam durumu aşağıda yer almaktadır.

 

TABLO 6: KURUMSAL OLMAYAN NÜFUSUN İŞGÜCÜ DURUMU (000 kişi)

 

2002

2003

 

II. ÇEYREK

II. ÇEYREK

KURUMSAL OLMAYAN SİVİL NÜFUS

 

 

(15 VE ÜSTÜ YAŞ)

47.927

48.799

 

 

 

İŞGÜCÜ DURUMU

24.233

24.115

   İstihdam Edilen

21.975

21.696

   İşsiz

2.259

2.418

 

 

 

İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI (%)

50,6

49,4

 

 

 

İSTİHDAM ORANI (%)

45,9

44,5

İŞSİZLİK ORANI (%)

9,3

10,0

   Eğitimli Genç Oranı

26,9

25,6

 

 

 

EKSİK İSTİHDAMDA OLANLARIN İŞGÜCÜNE ORANI (%)

 

5,8

 

4,6

   Eğitimli Genç Oranı

5,3

5,1

Kaynak:DİE

 

 

            2002’nin II.çeyreğine nazaran 2003 yılının aynı döneminde “15 ve üstü yaştaki nüfusta” artış meydana gelmiştir. Bu çerçevede 47.927.000 olan nüfus, 48.799.000’e yükselmiştir. İstihdam edilenlerde ise 279 bin kişilik azalma yaşanmıştır. İşgücüne katılım oranında da nispi bir düşüş görülmüş, 2002’nin ikinci çeyreğinde %50,6 olan oran, 2003’ün aynı döneminde %49,4’e düşmüştür. (Bkz. Tablo 6)

 

            2002’nin ikinci çeyreğinde %45,9 olan istihdam oranı, 2003’ün aynı döneminde %44,5’e düşmüştür. İşsizlik oranı da %9,3’ten %10’a yükselmiştir. İşsizlik oranı artmakla beraber, işsiz eğitimli genç oranında düşüş gerçekleşmiştir. Önceki dönemde %26,9 olan bu oran, %25,6’ya gerilemiştir. (Bkz. Tablo 6) Demek ki eğitimli gençler, ekonomide meydana gelen nispi iyileşmeye paralel olarak iş bulma imkanına sahip olabilmektedir.

 

 

2)FİNANSAL KESİM

A)FİYATLAR:

            Merkez Bankası’nın ısrarla öncelik verdiği “fiyat istikrarının sağlanması” hedefi, ulaşılabilir bir nitelik kazanmıştır. Nihayet, enflasyonun düşürülemeyeceği yönündeki katı düşünce yıkılma sürecine girmiştir.

 

Fiyatlarda meydana gelen değişmeler, Tablo 7 ve 8’de yer almaktadır.

 

TABLO 7: FİYATLARDAKİ GELİŞMELER (AYLIK ORTALAMA)

 

TEFE

 

TÜFE

 

2001

2002

2003

 

2001

2002

2003

Ocak

2,3

4,2

5,6

 

2,5

5,3

2,6

Şubat

2,6

2,6

3,1

 

1,8

1,8

2,3

Mart

10,1

1,9

3,2

 

6,1

1,2

3,1

Nisan

14,4

1,8

1,8

 

10,3

2,1

2,1

Mayıs

6,3

0,4

-0,6

 

5,1

0,6

1,6

Haziran

2,9

1,2

-1,9

 

3,1

0,6

-0,2

Temmuz

3,3

2,7

-0,5

 

2,4

1,4

-0,4

Ağustos

3,5

2,1

-0,2

 

2,9

2,2

0,2

Eylül

5,4

3,1

0,1

 

5,9

3,5

1,9

Ekim

6,7

3,1

 

 

6,1

3,3

 

Kasım

4,2

1,6

 

 

4,2

2,9

 

Aralık

4,1

2,6

 

 

3,2

1,6

 

Kaynak:DİE

 

 

            Aylık ortalamalar itibariyle 2003 yılında gerçekleşen TEFE ve TÜFE oranlarında düzenli bir düşüş süreci görülmektedir. Ancak Mart ayı bir istisna teşkil etmektedir. Mayıs itibariyle kaydedilen oranlar ise çok dikkat çekicidir. Enflasyonda uzun bir süreden sonra eksili oranlar söz konusu olmuştur. Eylül ayına gelindiğinde, her ne kadar nispi artışlar gerçekleşmişse de bu oranlar korkulacak seviyelerde değildir.(Bkz. Tablo 7)

 

 

TABLO 8: FİYATLARDAKİ GELİŞMELER (1987=100) (YILLIK ORTALAMA)

 

TEFE

 

TÜFE

 

2001

2002

2003

 

2001

2002

2003

Ocak

28,3

92,0

32,6

 

35,9

73,2

26,4

Şubat

26,5

91,8

33,4

 

33,4

73,1

27,0

Mart

35,1

77,5

35,2

 

37,5

65,1

29,4

Nisan

50,9

58,0

35,1

 

48,3

52,7

29,5

Mayıs

57,7

49,3

33,7

 

52,4

46,2

30,7

Haziran

61,8

46,8

29,6

 

56,1

42,6

29,8

Temmuz

65,4

45,9

25,6

 

56,3

41,3

27,4

Ağustos

69,6

43,9

22,7

 

57,5

40,2

24,9

Eylül

74,7

40,9

19,1

 

61,8

37,0

23,0

Ekim

81,4

36,1

 

 

66,5

33,4

 

Kasım

84,5

32,8

 

 

67,3

31,8

 

Aralık

88,6

30,8

 

 

68,5

29,7

 

Kaynak:DİE

 

 

            Yıllık ortalamalar itibariyle gerek TEFE’de ve gerekse TÜFE’de Mayıs ayına kadar artışlar meydana gelmiştir. Ancak Mayıs ayı itibariyle istikrarlı bir düşüş sürecine girilmiştir. (Bkz. Tablo 8) Özellikle %19,1’lik Eylül TEFE’si çok önemlidir. Çünkü bu oran, 1982 Ekim’inden beri gerçekleşen en düşük TEFE şeklinde nitelendirilmektedir.

 

            2002 yılı hedef enflasyon oranları sırasıyla TEFE’de %31 ve TÜFE’de %35 idi. Yıl sonu itibariyle her iki hedefe de ulaşılabilmiş ve bu çerçevede, birtakım olumsuz gelişmelere rağmen dikkat çekici nitelikte başarı elde edilebilmişti. 2003 yılı TEFE ve TÜFE hedef oranları ise sırasıyla %17,4 ve %20’dir. İlk dokuz ay itibariyle gerçekleşen enflasyon oranları dikkate alındığında, evvelki yılda olduğu gibi 2003 yılında da hedef oranlara ulaşılabilmesi mümkün görünmektedir.

 

 

B)PARASAL GÖSTERGELER:

            2002 yılı sonu ve 2003 yılı ilk sekiz ayı itibariyle parasal göstergeler ve bunlar arasındaki değişim oranları, aşağıda verilmiştir.

 

TABLO 9: PARASAL GÖSTERGELER

(Milyar TL)

27 Aralık 2002

08 Ağustos 2003

DEĞİŞİM (%)

Dolaşımdaki Para

7.208.863

9.226.765

28,0

Vadesiz Mevduat

7.049.996

8.158.090

15,7

M1

14.258.860

17.384.854

21,9

Vadeli Mevduat

46.936.415

52.981.771

12,9

M2

61.195.275

70.366.625

15,0

Döviz Tevdiatı

72.254.998

62.319.136

-13,8

Döviz Tevdiatı (Milyon Dolar)

44.301

44.991

1,6

M2Y

133.450.273

132.685.761

-0,6

Mevduat Bankaları Kredileri

31.845.411

38.057.604

19,5

Kaynak:TCMB

 

 

            8 Ağustos 2003 itibariyle 27 Aralık 2002’ye göre M1(Dolaşımdaki Para+Vadesiz Mevduat)’de meydana gelen artış %22 civarındadır. Bu, piyasada nispi hareketlenmenin varlığına işaret etmektedir. Aynı tarihler itibariyle vadeli mevduatta da 6 katrilyon TL civarında yükselme meydana gelmiş olup, artış oranı %12,9’a tekabül etmektedir. (Bkz. Tablo 9)

 

            Döviz tevdiatında ise önemli ölçüde azalma söz konusudur. Bu gelişme, belki 2003’ün ikinci çeyreği itibariyle dövizde meydana gelen gerileme ve durgunluk dolayısıyla “dolarizasyon” sürecinden vazgeçildiği şeklinde bir görüntü arz etse de durum tam olarak böyle değildir. Çünkü DTH’ta azalma yoktur. Tam tersine %1,6 oranında artış dahi olmuştur. Bu durumda, DTH’ta TL bazında meydana gelen azalmanın, kurdaki düşmeden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır. Fakat yine belirtilmelidir ki önceki dönemlerle kıyaslandığında, %1,6 gibi cüzi bir artış meydana gelmiş olmasını, Türkiye ölçeğinde “dolarizasyon” sürecinin akamete uğraması şeklinde yorumlamak çok da yanlış bir değerlendirme olmayacaktır.

 

            Parasal göstergelerde meydana gelen diğer dikkat çekici gelişme ise mevduat bankaları kredilerinde olmuştur. 27 Aralık 2002 itibariyle 31,8 katrilyon TL olan kredi hacmi, 8 Ağustos 2003 itibariyle 38 katrilyon TL civarına yükselmiş olup artış oranı %19,5’e tekabül etmektedir. (Bkz. Tablo 9) Belirtilmelidir ki kredi hacminin artmasında, Merkez Bankası’nın birkaç defa gerçekleştirmiş olduğu faiz indirimlerinin önemli etkisi olmuştur.

 

 

C)FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARI:

Finansal yatırım araçlarının nominal ve reel getirileri de şu şekilde gerçekleşmiştir.

 

TABLO 10: SEÇİLMİŞ FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARININ NOMİNAL VE REEL GETİRİLERİ (AĞUSTOS)

 

NOMİNAL

GETİRİ (%)

REEL GETİRİ

TEFE (%)

TÜFE (%)

3 AYLIK

MEVDUAT FAİZİ (BRÜT)

BORSA ENDEKSİ (İMKB 100)

DOLAR

EURO

ALTIN (KÜLÇE)

10,3

6,6

-5,9

-9,1

-5,3

13,2

9,4

-3,4

-6,7

-2,8

10,7

7,0

-5,5

-8,7

-4,9

6 AYLIK

MEVDUAT FAİZİ (BRÜT)

BORSA ENDEKSİ (İMKB 100)

DOLAR

EURO

ALTIN (KÜLÇE)

22,8

2,7

-13,8

-10,9

-13,3

20,9

1,1

-15,2

-12,3

-14,7

15,3

-3,6

-19,1

-16,3

-18,6

YILLIK

ORT.

MEVDUAT FAİZİ (BRÜT)

BORSA İNDEKSİ (İMKB 100)

DOLAR

EURO

ALTIN (KÜLÇE)

45,3

0,5

6,4

24,2

22,5

10,0

-23,9

-19,4

-5,9

-7,2

12,1

-22,4

-17,9

-4,1

-5,4

Kaynak:DİE

 

 

            DİE tarafından yapılan açıklamaya göre; 1994=100 temel yıllı TEFE karşısında son üç aylık dönemde seçilmiş yatırım araçları arasında sadece mevduat faizi ve borsa kâr sağlamıştır. Bunların sağladığı getiri oranları, sırasıyla %13,2 ve %9,4’tür. En fazla zarar ise %6,7 oranında olmak üzere Euro’dadır. (Bkz. Tablo 10)

 

            Son altı aylık dönemde de benzer bir durum söz konusudur. Yine sadece mevduat faizi ve borsa ile kâr elde edilmiştir. Bunların sırasıyla getirileri %20,9 ve %1,1’dir. En fazla zarar ise %15,2 ile Dolar’dadır. Yıllık ortalamalar dikkate alındığında, sadece mevduat faizinde kâr söz konusu olup, getiri oranı %10’dur. Diğer finansal araçlarda zarar edilmiş olup, en fazla zararın %23,9 ile borsada gerçekleştiği görülmektedir. (Bkz. Tablo 10)

 

            Türkiye’de, Ekim 2003 itibariyle banka sayısı 55 olup bunların dağılımı şöyledir: Kamu-3; Özel-18; TMSF-5; Kalkınma-Yatırım-14; Yabancı-15. Özel finans kurumu sayısı ise aynı tarihte 5’tir.

 

            Eylül 2003’te, faiz cephesinde önemli gelişmeler meydana gelmiştir: Merkez Bankası, kısa vadeli faiz oranlarında üçer puanlık indirime gitmiştir. Bu çerçevede, Merkez Bankası'nın gecelik borçlanma faiz oranı %32'den %29'a, borç verme faiz oranı da %38'den %35'e düşürülmüştür. Diğer vadelerde ise bir haftalık borçlanma faiz oranı %32'den %29'a indirilmiştir. Ayrıca açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanının faiz oranları %34'ten %31'e düşürülmüştür. Meydana gelen bu faiz indirimleri, ekonominin geleceğine ilişkin olumlu birer sinyal olarak değerlendirilebilir.

 

 

3)KAMU MALİYESİ KESİMİ

            2002 ve 2003 yılları itibariyle bütçe gelişmeleri, kıyaslamalı bir şekilde Tablo 11’de yer almaktadır.

 

TABLO 11: BÜTÇE İLE İLGİLİ GELİŞMELER (OCAK-TEMMUZ) (Katrilyon TL)

 

2002

2003

DEĞİŞİM (%)

2003 HEDEF

HARCAMALAR

63

83

32,1

145,9

   Faiz Dışı Harcama

31

43

39,8

62,3

       Personel

13

17

34,5

28,0

       Diğer Cari

3

3

7,7

9,2

       Yatırım

2

2

-7,8

7,9

       Transfer

45

60

35,0

83,6

            Borç Faizi

32

40

24,8

65,4

            Diğer

13

21

60,4

17,2

 

 

 

 

 

GELİRLER

42

53

27,0

100,8

   Vergi Gelirleri

30

44

44,6

85,9

   Vergi Dışı Normal Gelirler

8

5

-34,2

10,3

   Özel Gelirler + Fonlar

3

3

-6,2

4,1

   Katma Bütçe Gelirleri

1

1,2

81,6

0,4

 

 

 

 

 

BÜTÇE DENGESİ

-21

-29

42,6

45,2

   Faiz Dışı Denge

11

10

-7,5

20,3

Kaynak: HM

 

 

            2002 yılının Ocak-Temmuz dönemi ile kıyaslandığında 2003 yılı aynı döneminde, bütçede birtakım olumsuzluklar görülmektedir. Giderlerde meydana gelen artış oranı %32,1 iken, gelirlerdeki artış %27 oranındadır. Bu çerçevede bütçe açığında artış söz konusudur. 2002 Ocak-Temmuz döneminde 21 katrilyon TL olan bütçe açığı, 2003’ün aynı döneminde %42,6 oranında artışla 29 katrilyon TL olarak gerçekleşmiştir. (Bkz. Tablo 11)

 

            Harcama alt kalemleri incelendiğinde; 2002 Ocak-Temmuz döneminde yapılan yatırım harcamaları ile 2003’ün aynı dönemindeki harcamaların birbirine yakın olduğu görülmektedir. Transfer harcamalarında ise önemli ölçüde artış kaydedilmiştir. 2003 Ocak-Temmuz dönemi transfer harcamalarının içinde ağırlıklı pay ise borç faizine ait olup, ödenen faiz meblağı 40 katrilyon TL’dir. (Bkz. Tablo 11) Bunun da büyük kısmını iç borç faiz ödemesi teşkil etmektedir.

 

            Gelirlerde de artış meydana gelmiştir. 2002 Ocak-Temmuz döneminde 42 katrilyon TL olan gelir meblağı, 2003’ün aynı döneminde %27 artışla 53 katrilyon TL’ye yükselmiştir. Gelirlerdeki artışın %83 civarındaki asıl kısmı ise vergi yoluyla elde edilmiştir. (Bkz. Tablo 11)

 

 

TABLO 12: İÇ BORÇ DURUMU (Trilyon TL)

 

2001

2002

2003 (AĞUSTOS)

MEBLAĞ

101.814

149.870

178.905

VADE (ay)

23,9

32,1

26,5

Kaynak:HM

 

 

            Ağustos 2003 itibariyle iç borç stokunda önemli ölçüde artış olmuştur. 2002 yılı sonu baz alındığında meydana gelen artış meblağı 29 katrilyon TL civarındadır. 2001-2002 dönemindeki artış meblağı ise 48 katrilyon TL civarında idi. Bu da göstermektedir ki ilk sekiz ay itibariyle 2001-2002 dönemindeki toplam borç meblağının %60’ına ulaşılmıştır. (Bkz. Tablo 12)

 

            Ekonomide çarkların işleyebilmesi, bu kapsamda özellikle sürdürülebilir bir maliye politikası için borca ihtiyacımız olduğu bir vakıadır. Ancak bu durum ne zamana kadar devam edecektir? İç borcun sebep olduğu ve olacağı tahribat dikkate alınmalı ve bir şekilde, bu kaynağa olan ihtiyacın minimum seviyeye indirilmesine yönelik tedbirler alınmalıdır.

 

 

TABLO 13: DIŞ BORÇ DURUMU (Milyon $)

 

2001

2002

2003 (TEMMUZ)

TOPLAM

115.074

131.407

137.924

 *Kısa Vadeli

16.241

15.192

16.790

 *Orta-Uzun Vadeli

98.833

116.215

121.134

Kaynak:HM

 

 

            Temmuz 2003 itibariyle dış borç meblağı 138 milyar dolar civarındadır. 2002 sonuna göre artış meblağı 6,5 milyar dolar civarındadır. Toplam dış borcumuzda ağırlıklı pay orta-uzun vadeli nitelikltedir. (Bkz. Tablo 13)

 

 

TABLO 14: DIŞ BORÇ KOMPOZİSYONU (%)

DÖVİZ CİNSİ

2002

2003 (TEMMUZ)

DOLAR

47,08

46,21

EURO

30,53

32,00

SDR

16,76

16,75

YEN

4,02

3,36

DİĞER

1,61

1,67

Kaynak:HM

 

 

            Temmuz 2003 itibariyle dış borç kompozisyonu incelendiğinde, cins açısından 2002 sonu ile kıyaslandığında bir değişme olmadığı görülmektedir. Dolar ve Euro, borçlarımız içinde yine en fazla paya sahip olan para birimleridir. Her iki para cinsinden borçlarımız, toplamın yaklaşık %80’ine tekabül etmektedir. (Bkz. Tablo 14)

 

            Hazine Müsteşarlığı verilerine göre; konsolide bütçe toplam borç stoku, 2002 yılı itibariyle 148,5 milyar dolar iken, bu meblağ Ağustos 2003 itibariyle 187,4 milyar dolara yükselmiştir. 2003 yılı Ağustos ayı itibariyle alacaklılarına göre konsolide bütçe toplam borç meblağları şöyledir (milyar dolar): İç piyasa 67; Kamu kesimi 55,4; Dış piyasa 30,6; Yabancı resmi kuruluşlar 13,2; IMF 21,3.

 

            2003 yılının ikinci çeyreği itibariyle döviz kurlarında meydana gelen gerileme ve bir süredir yaşanan durgunluk, ekonomiye kimi açılardan aleyhte etki ederken, kimi açılardan da lehte etkilere sebep olmaktadır. Borçlar açısından değerlendirildiğinde de ikinci durumun varlığından bahsetmek mümkündür. Toplam borçlarımızın yaklaşık %80’inin Dolar ve Euro cinsinden olduğu dikkate alındığında, düşük seyreden kurun olumlu etkilerine ilişkin ekonomik boyutun tahmin edilebilmesi kolaylaşmaktadır. Ancak, aynı durumun dış ticaret kesiminde de mevcut olduğunu söylemek mümkün değildir.

 

 

4)DIŞ TİCARET KESİMİ

Dış ticaret bileşimi ve mal sınıflamasına göre tasnif, Tablo 15 ve 16’da yer almaktadır.

 

TABLO 15: DIŞ TİCARET BİLEŞİMİ (OCAK-TEMMUZ) (000 $)

 

2002

2003

Değişim (%)

İHRACAT

19.515.660

25.512.928

30,7

İTHALAT

27.387.659

36.607.206

33,7

DIŞ TİCARET AÇIĞI

-7.871.999

-11.094.278

40,9

KARŞILAMA ORANI (%)

71,3

69,7

 

Kaynak:DTM

 

 

            Ocak-Temmuz dönemi itibariyle 2002 yılına göre 2003 yılında dış ticaret alanında önemli bazı gelişmeler görülmektedir. Bu dönemde hem ihracatta hem de ithalatta artış meydana gelmiştir. Ancak ithalattaki artış, ihracata nazaran nispi olarak daha yüksektir. Ocak-Temmuz 2002’de 7,9 milyar dolar civarında olan dış ticaret açığı, 2003’ün aynı döneminde %41 civarında artış göstererek 11 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. %71,3 olan 2002 yılı “ihracatın ithalatı karşılama oranı” ise 2003’te %69,7’ye düşmüştür. (Bkz. Tablo 15)

 

            İhracatın ithalatı karşılama oranındaki düşüşte, Mart 2003’ün yarısından sonra başlayıp Nisan’ın yarısına kadar devam eden “Orta Doğu Operasyonu”nun kısmi etkisi olmuştur. Bununla beraber, Çin başta olmak üzere Uzak Doğu’da meydana gelen SARS vakası, özellikle tekstil sektörü üretimini tetiklemiş ve ihracatta meydana gelen artışla bu etki minimize edilebilmiştir. Operasyon’un dış ticaret üzerindeki asıl olumsuz etkisi ise ikinci çeyrekte ortaya çıkmıştır. Nitekim, kurlardaki gerilemenin ve düşüşün de etkisiyle ikinci çeyrek itibariyle dış ticaret açığı daha da artmıştır.

 

 

TABLO 16: GENİŞ EKONOMİK GRUPLARIN SINIFLAMASINA (GEGS) GÖRE DIŞ TİCARET BİLEŞİMİ (OCAK-TEMMUZ)

(000 $)

2002

 

2003

 

DEĞER

(%)

 

DEĞER

(%)

İHRACAT

 

 

 

 

 

  Sermaye(Yatırım) Malları

1.488.668

7,6

 

2.504.266

9,8

  Ara(Ham madde) Malları

8.203.440

42,0

 

10.196.437

40,0

  Tüketim Malları

9.797.713

50,2

 

12.628.896

49,5

  Diğer

25.839

0,1

 

183.329

0,7

 

 

 

 

 

 

İTHALAT

 

 

 

 

 

  Sermaye(Yatırım) Malları

4.226.427

15,4

 

5.493.367

15,0

  Ara(Ham madde) Malları

20.360.093

74,3

 

27.267.889

74,5

  Tüketim Malları

2.607.469

9,5

 

3.632.671

9,9

  Diğer

193.671

0,7

 

213.279

0,6

Kaynak:DTM

 

 

            Mal sınıflamasına göre dış ticaret bileşimi, Ocak-Temmuz itibariyle 2002’ye göre 2003’te de benzer karakteristiğini sürdürmektedir. İhracatta en fazla pay %49,5 ile tüketim mallarına ait olup, bunu sırasıyla ara malları ve sermaye malları takip etmektedir. İthalattaki en yüksek pay ise %74,5 ile yine ara mallarına ait olup, bunu sırasıyla sermaye malları ve tüketim malları takip etmektedir. (Bkz. Tablo 16)

 

            DİE verilerine göre; 2003 yılı Ocak-Ağustos döneminde Türkiye’ye giriş yapan yabancı ziyaretçilerde, 2002 yılının aynı dönemine göre %2,3, çıkış yapan yabancı ziyaretçilerde ise %2,2’lik artış meydana gelmiştir. Buna göre 2003 Ocak-Ağustos döneminde giriş yapan yabancı ziyaretçi sayısı 9.036.0597 iken, çıkış yapanların sayısı ise 8.373.133’tür. 2003 yılı ilk çeyreğinde ise önceki yılın ilk çeyreğine göre düşüşler yaşanmıştı. Ocak-Ağustos döneminde, yabancı ziyaretçi sayısında artış olduğuna göre, “Orta Doğu Operasyonu”nun turizm sektörüne olan olumsuz etkisinin kaybolmakta olduğu ifade edilebilir.

 

            Cari işlemler dengesinde birtakım olumsuzluklar mevcuttur. 2002 Ocak-Haziran döneminde 1,4 milyar dolar civarında olan cari işlemler açığı, 2003’ün aynı döneminde 4 milyar dolar civarına yükselmiştir. Bu noktaya, gerek dış ticaretteki açık ve gerekse ikinci çeyrek itibariyle turizm ve benzeri hizmetlerde meydana gelen gelir düşüklüğü dolayısıyla gelinmiştir. Mal ve hizmet ticaretinde meydana gelen bu olumsuz gelişmeler sonrasında, yıl sonu ihracat ve ithalat rakamları ile beraber cari açık tahmini de revize edilmiştir. Cari açık tahmini, öncelikle 3,5 milyar olarak revize edilmiş, daha sonra meydana gelen gelişmeler sonrasında tekrar revizyona gidilmiştir. Halihazırda, 2003 yıl sonu için tahmin edilen cari açık meblağı 7,4 milyar dolardır.

 

            Kimi akademisyenlerce de dikkat çekildiği gibi, ekonomimiz halihazırda gerek dış ticaret açığı ve gerekse cari açık dolayısıyla kriz yılı olan 2000 yılına benzer bir durum sergilemektedir. Fakat 2003 yılı ekonomi dinamiklerinin 2000 yılıyla aynı olmadığı dikkate alınarak, aynı şekilde bir krizle karşı karşıya kalınmayacağı ifade edilebilir. Tabii, bunun ancak halihazırda sağlanan hassas dengelerin bozulmaması şartıyla mümkün olabileceği de ilave edilmelidir.

 

 

 

BAZI DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER:

·         Gerek 2004-2005 dönemi IMF borçlarının 2006 yılına ertelenmesi ve gerekse ABD’den sağlanan kredi, piyasalarda önemli ölçüde rahatlığa sebep olmuştur, olmaktadır. Ancak önemli olan bu rahatlığın geçici olduğunun bilincinde olmak ve uygun bir şekilde hareket edebilmektir. Çünkü öncelikle ertelenen borçlar, ortadan kaldırılmış borçlar değildir ve yeni sağlanan kredi de karşılıksız verilen bir kaynak değildir. Ertelenen borcun vadesi geldiğinde katlanarak karşımıza çıkacağı ve sağlanan yeni kaynağın ise borç stokumuza ilave bir yük olduğu göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla özellikle yeni kredinin kullandırılmasında, ekonomi dışı mantıklar yerine sadece temel ekonomi mantığıyla hareket edilmesi gerekmektedir.

·         Komşularımıza ticari ilişkilerimiz arzu edilen seviyede değildir. Ülke olarak, kriz sürecinden çıkışa ilişkin en önemli yolun dış ticaret ve bu kapsamda ihracat olduğunu anlamış haldeyiz. Nitekim dış ticaret amaçlı olarak, gerek kamu ve gerekse özel sektör seviyesinde gösterilen çabalar, bu durumu teyit etmektedir. O halde dış ticarete verilen bu önemin artan oranda sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, en önemli eksikliklerimizden biri olarak ele alınması gereken ilk mesele, komşularımızla olan ticaretimizle alakalıdır. Komşularımızla önemli bir ticari potansiyele sahip olmamıza rağmen, bundan yeterince istifade edebildiğimizi ifade etmek mümkün değildir. Son dönemde bakanlık seviyesinde başlatılan teşebbüsler, dikkate değer niteliktedir. Bu çalışmaların, planlı ve programlı şekilde ve özellikle komşu ülkelerimizle gerçekleştirilmeye devam edilmesi gerekmektedir.

 

 

Mehmet Behzat Ekinci,

İstanbul, İktisat, Doktora.

mbekinci@akademiktisat.net

http://www.akademiktisat.net

 

 

 

Kaynaklar

DİE, DPT, HM, DTM, TCMB, MB.

 

 

 

Sayfa Başı