AKADEM<İ>KTİSAT

 

 

TÜRKİYE’DE KOBİ’LERİN TANIMLANMA, ÖRGÜTLENME, FİNANSAL VE TEKNOLOJİK SORUNLARI

(RÖPORTAJ)

 

 

 

SORULAR:

 

1) Neden KOBİ’lere yönelik çalışmalar hazırlıyorsunuz?

 

2) Çalışmalarınızda neleri ele alıyorsunuz? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?

 

3) Sizin bakış açınızla KOBİ’lerin temel sorunları nelerdir?

 

4) KOBİ’lerin tanımlanması konusu üzerinde yoğunlaşıyorsunuz, tanımlanma neden önemlidir?

 

5) KOBİ’lerin örgütlenmesini önemli buluyorsunuz. Örgütlenme konusuna bu şekilde yaklaşım sergilemenizin sebebi nedir?

 

6) KOBİ’lerin finansal sorunlarını ne şekilde değerlendiriyorsunuz? Finansal sorunları hangi bakış açısıyla ele alıyorsunuz?

 

7) KOBİ’lerle ilgili bir anket çalışması da gerçekleştirdiniz. Anketle ulaştığınız sonuçlardan kısaca bahseder misiniz?

 

8) KOBİ’lerin teknolojiyi takip etmeleri konusunda neler söyleyeceksiniz? Bunun finansal sorunlarla ilişkisi ne şekilde izah edilebilir?

 

9) Anketinizde KOBİ’lerin teknolojiyi takip konusuna da değindiniz mi? Bu konu ile ilgili ne gibi sonuçlar elde ettiniz?

 

 

 

1)NEDEN KOBİ’LERE YÖNELİK ÇALIŞMALAR HAZIRLIYORSUNUZ?

            Bu soru, esasında “KOBİ’lere yönelik neden daha fazla çalışma yapmıyorsunuz?” şeklinde de sorulabilir. Çünkü “Türkiye ekonomisi=KOBİ ekonomisi.” İşletmeler bazında değerlendirildiğinde, toplam işletmelerin %99’a yakınını oluşturan bu kurumlara yönelik ne kadar çalışma yapılırsa yine de yeterli olmayacağını rahatlıkla iddia edebiliriz. Madem ekonomimizin tamamına yakınını bu işletmeler oluşturuyor, o halde yapılan her türlü çalışmayı hak etmektedirler.

 

 

2)ÇALIŞMALARINIZDA NELERİ ELE ALIYORSUNUZ? NE YAPMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ?

            Hemen her kişinin ve kuruluşun KOBİ’lere yönelik hazırladığı çalışmalarda yoğunlaştığı belli başlı konular vardır. Bizim de yaptığımız çalışmalarda, ağırlıklı olarak yoğunlaştığımız belli konular vardır. Bu çerçevede tespit ettiğimiz sorunlara yönelik analizler yapmakta ve birtakım teklifler arz etmeye çalışmaktayız.

 

            Çalışmalarımızda, öncelikle genel sorunlara yönelik tespitlerde bulunmakta ve özelde belli başlı sorunlarına yönelik değerlendirmelerde ve tekliflerde bulunmaktayız.

 

            Hemen belirtmeliyim ki değerlendirmelerimizi, daima ikili bakış açısıyla gerçekleştirmeye çalışmaktayız. KOBİ’lerin sorunlarının sadece dış faktörlerden kaynaklandığı kanaatinde değiliz. Fakat sorunların bir kısmının bizzat bu işletmelerden kaynaklandığını düşünmekteyiz.

 

 

3)SİZİN BAKIŞ AÇINIZLA KOBİ’LERİN TEMEL SORUNLARI NELERDİR?

            KOBİ’lerin gerek kendilerinden gerekse kendileri dışından kaynaklanan birçok sorunu mevcuttur. Bununla beraber, biz özellikle üç temel sorun üzerinde durmaktayız:

Tanımlanma

Örgütlenme

Finansal sorunlar

 

            Çalışmalarımızı ağırlıklı olarak bu üç temel sorun üzerinde yoğunlaştırmakta ve sorunları tespit ederek teklifleri sıralamaktayız.

 

 

4)KOBİ’LERİN TANIMLANMASI KONUSU ÜZERİNDE YOĞUNLAŞIYORSUNUZ. TANIMLANMA NEDEN ÖNEMLİDİR?

            Çünkü Türkiye ekonomisinde mevcut işletmelerin tamamına yakınını oluşturan KOBİ’ler, aynı oranda net bir yere sahip değildirler. Kendileri için oluşturulan tanımlar da bu durumun belirsizliğini ifade eder. Genel olarak incelendiğinde; mevcut tanımların KOBİ’leri kapsayıcı nitelikte olmadığı görülmektedir. Bunun sebebi, kullanılan kıstasların benzer ve yeterli olmayışıdır.

 

            Ülkemizdeki tanımlarda daha çok nicel kıstaslar dikkate alınırken; Avrupa Ülkeleri başta olmak üzere Japonya’daki ve Amerika’daki tanımlar genelde hem nitel hem de nicel kıstasları içeren ve daha kapsamlı tanımlardır. Bu durumda ülkemizde yapılması gereken, tüm KOBİ’leri kapsayıcı nitelikte olmak üzere; yeknesak, ve çerçeveli tanımlar oluşturulmasıdır.

 

            Yapılan bir araştırmada ülkemizde 30 üzerinde KOBİ tanımının varlığından bahsedilmektedir. Bu kadar tanımın varlığı, KOBİ’ler açısından fayda sağlamaktan ziyade karmaşaya sebep olmaktadır. Nitekim işletmelerin çoğu, henüz KOBİ olup olmadığını dahi bilememektedir. Dolayısıyla az sayıda yeknesak ve çerçeveli KOBİ tanımları oluşturulmalı ve işletmeler bu tanımlar dahilinde tasnife tabi tutulmalıdır. Bu kapsamda teklifimiz; bürokrat, akademisyen ve KOBİ temsilcilerinden oluşan bir komisyonun teşkili ile söz konusu tanımların yapılmasıdır.

 

Bu komisyonun “TEMEL İCRAAT PROGRAMI” da şöyle olmalıdır:

1)Hedef işletmeler belirlenmelidir:

Bu çerçevede, işletme boyut tespiti yapılmalıdır. Mikro, Küçük ve Orta vb. şeklinde... Bu konuda diğer ülkelerin tanımlarına müracaat edilebilir.

 

2)Nitel ve Nicel ölçütler belirlenmelidir:

Mevcut tanımlarda genellikle sadece çalışan sayısı dikkate alınmaktadır. Bazı tanımlarda sermaye yapısı ve sahip olunan değerler de yer almaktadır. Ancak nitel ölçütleri içine alan tanımlar mevcut değildir.

 

3)Nitel ve Nicel ölçütlerle ilgili olarak ekonomik faaliyet alanları dikkate alınarak uygun kombinasyonlar oluşturulmalıdır.

 

            “KOBİ TANIMLAMA KOMİSYONU” veya benzeri bir adla faaliyette bulunacak olan bu komisyonun oluşturacağı tanımlar, KOBİ’lerin daha kolay tasnifine imkan sağlayacaktır. Neticede işletmeler, kim olduklarını, ne tür kuruluşlarla irtibat sağlayacaklarını ve hangi imkanlardan istifade edebileceklerini bilecektir.

 

 

5)KOBİ’LERİN ÖRGÜTLENMESİNİ ÖNEMLİ BULUYORSUNUZ. ÖRGÜTLENME KONUSUNA BU ŞEKİLDE YAKLAŞIM SERGİLEMENİZİN SEBEBİ NEDİR?

            Bunun temel sebebi, Türkiye’de KOBİ’lerin örgütlenme konusunda birtakım eksikliklerinin mevcut olduğunu düşünmemizdir. Örgütlenme konusunda bazı oluşumlar var olmakla birlikte, bunların çok sağlam zeminlerde faaliyette bulunduğunu ifade etmek zordur. Çünkü KOBİ’ler, öncelikle bu konuda belli bir bilince sahip değildir ve ayrıca, daha evvel de ifade ettiğimiz gibi, örgütlenmelerine zemin teşkil edecek uygun tanımları mevcut değildir.

 

            KOBİ’lerin, örgütlenme konusuna büyük önem vermesi gerekmektedir. Bunu, sadece ekonomik değil; aynı zamanda hukukî ve siyasî alanda da gerçekleştirmelidirler. Tabii, öncelikle ekonomik alanda güçlü birlikler oluşturulmalıdır ki elde edilecek imkânlarla diğer alanlardaki organizasyonlar rahatlıkla gerçekleştirilebilsin. Bunun için, öncelikle KOBİ’lerin kendilerini tanımaları; sonra tanımlamaları ve daha sonra da kendileri için faaliyette bulunan kurumlarla ve kuruluşlarla temasa geçmeleri gerekmektedir.

 

            KOBİ’lerin örgütlenmesinde etkinliğin sağlanması için birtakım tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bunun için şu başlıklar çerçevesinde uygun bir hareket tarzı tespit edilmelidir:

a)Bilinçlenme:

Türkiye’de KOBİ’lerin örgütlenmesinde etkinliğin artırılmasından önce büyük önem taşıyan bir problemi mevcuttur. Bu da evvela örgütlenmeyi bilmektir. İşletmeler, ne amaçla örgütlendiklerinin ve bunun kendilerine olan getirisinin bilincinde oldukları zaman, söz konusu örgütlenmenin iyileştirilmesine yönelik faaliyetlerinde başarı şanslarını artırmış olur.

 

b)Tanımlanma:

Daha evvel de ayrıntılı olarak ifade ettiğimiz gibi, KOBİ’lerin en önemli sorunlarından biri olan “tanımlanma” sorunu giderildiği takdirde, buna bağlı olarak “örgütlenme” meselelerinin çözümlenmesi de kolaylaşmış olacaktır.

 

c)Hukukî Temsil:

Türkiye’de KOBİ’leri hukukî yönden direkt olarak temsil eden, sorunları ile meşgul olan bir kurum mevcut değildir. Örgütler içinde hukuk büroları var olmakla birlikte bu alanda çok da faal oldukları söylenemez. Şöyle demek daha doğru olur. Birtakım kıstaslar dolayısıyla örgütler içinde yer alamayan çok sayıda KOBİ, bu imkândan mahrumdur. Dolayısıyla, oluşturulacak bağımsız bir ünite, bu alandaki eksikliği büyük ölçüde giderebilecektir.

 

d)Siyasî Temsil:

Mevcut siyasî ortamda tüm çalışmalarını KOBİ’lere yönelik olarak gerçekleştiren bir oluşum mevcut değildir. Günümüz ortamında bu, belki de hiç mümkün olmayacaktır. Bu durumda yapılması gereken, mevcut siyasî partilerle sıkı ilişki içerisinde olmak, birtakım lobi faaliyetlerinde bulunmaktır. Bu yolla oluşturulacak ortamda, siyasî partilerin KOBİ’lere daha fazla eğilmesi ve sorunlarının çözümüne daha fazla katkıda bulunması mümkün olacaktır.

 

e)Üniversite-Sanayi İşbirliği

KOBİ’lerin bu anlamda üniversitelerle yapacakları işbirliği, örgütlenmenin etkinliğinin artırılması konusunda faydalı olacaktır. Akademisyenlerin bu alandaki teorik ve pratik çözüm teklifleri, örgütlenmenin daha sağlam bir zemin üzerinde oluşmasına imkân sağlayacaktır. Şu unutulmamalıdır, örgütlenme açısından akademisyenlerin söyleyebilecekleri ve uygulanma imkânının fazla olduğu çok şey vardır. Bu potansiyelin dikkate alınması gereklidir.

 

f)Fırsat Eşitliği:

KOBİ’lerin çok etkin olmayışının altında yatan sebeplerden birisi de mevcut ekonomik ortamda “fırsat eşitliği”ne sahip olamayışları olsa gerek... Ekonomide, KOBİ’ler ve Büyük İşletmeler arasındaki, “fırsat eşitsizliği”ni görmemek mümkün değildir. Birçok alandaki temsil kabiliyetleri dikkate alındığında Büyük İşletmeler, KOBİ’lere nazaran ezici bir üstünlüğe sahip konumdadır. Aynı zamanda “rekabet” ilkesine de aykırı olan “fırsat eşitsizliği”nin “eşitlik” haline getirilmesi, bu alandaki “haksız rekabet”i ortadan kaldıracaktır. Oluşturulacak bu ortam, KOBİ’leri örgütlenmede daha etkin hale getirecektir. Bu alanda atılabilecek ilk adım, her iki tarafı da temsil eden organizasyonlar arasında işbirliğinin sağlanması şeklinde olabilir.

 

            Örgütlenme sorununa çözüm bulmuş olan KOBİ’ler, bu çerçevede organize bir halde daha büyük başarılara imza atabilme imkanına sahip olacaktır. Neticede, uygun örgütlenme yapısıyla, sağlıklı faaliyetler icra eden KOBİ’lere kavuşulacaktır.

 

 

6)KOBİ’LERİN FİNANSAL SORUNLARINI NE ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? FİNANSAL SORUNLARI HANGİ BAKIŞ AÇISIYLA ELE ALIYORSUNUZ?

            KOBİ’lerin finansal sorunlarını daha evvel bahsetmiş olduğumuz ikili bakış açısıyla dikkate almaktayız. Yani KOBİ’lerin sorunları hem iç hem de dış yapıdan kaynaklanmaktadır. Temel iç sorunların çoğu, işletmede sadece finansal konularla ilgilenen bir bölümün olmayışı ve yönetici konumundaki kişilerin iyi birer yönetici, üretici ve pazarlamacı iken; finansman konusunda yeterli bilgi birikimine sahip olmayışlarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bu durumun sermaye konusunda sebep olduğu olumsuzluklar da ayrı birer sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

 

            KOBİ’lerin finansal zorluklarla karşılaşmasındaki temel sebeplerden başta geleni, işletme yöneticilerinden kaynaklanan sorunlardır. Özellikle işletme sahibinin işletme yöneticisi olarak tüm işleri üstlenmiş olması, sorunların daha büyük boyutlarda ortaya çıkması sonucunu doğurmaktadır. Gerçi profesyonel yönetim, her ne kadar uzmanlaşmayı gerektiriyorsa da ilk kuruluş safhasında böyle bir imkâna sahip olunamamaktadır. İlk aşamada normal karşılanabilecek bu durum, ileriki aşamalarda yerini mutlaka uzmanlaşmanın olduğu bir ortama terk etmelidir.

 

            KOBİ’lerin finansal zorluklarla karşılaşmasındaki temel sebeplerden bir diğeri ise bünyelerinde finansmanla ilgili bağımsız bir birimin yer almamasıdır. Büyük işletmelerde genel olarak ayrı bir finansman veya mali işler bölümü mevcut olup bu bölümlerde istihdam edilen uzmanlar, alternatif  finansman imkânlarını ve kredi şartlarını değerlendirerek işletme için en uygun finansal kararların alınmasını sağlar. KOBİ’lerde ise böyle bir bölümün mevcudiyetinden bahsedilememektedir. Genelde bu işlerin takibi için “Mali İşler, İdari İşler ve Muhasebe Bölümü” bulunur. Fakat bu bölümde de finansal işlere bir “yan iş” gözüyle bakılır. Zaten burada istihdam edilen personel de finansal konularda uzman olmaktan ziyade; işletmenin tüm idari, mali ve muhasebe işlerinden sorumlu kişi konumundadır. Bu nitelikte personelin istihdam edilemeyişinin sebebi, maliyetinin yüksek oluşudur.

 

            KOBİ’lerin finansal kuruluşlarla olan ilişkisi de sahip olduğu finansal yapıya bağlı olarak şekillenmektedir. Mali durumu nispeten iyi olan KOBİ’ler, zayıf olanlara göre avantajlı durumdadır ve kredi vb. imkânlardan faydalanma durumları zayıf olanlara göre haliyle farklı olmaktadır. Bu, bürokratik işlemlerde; kredi miktarı, faiz oranı, vadesi vb. konularda ortaya çıkmaktadır. Ancak, bu tür sorunlarla hemen hemen tüm KOBİ’ler karşı karşıya kalmaktadır.

 

            Ülkemiz KOBİ’lerinin bankacılık piyasasından kullandığı toplam kaynak oranı da çok düşük seviyelerdedir. Gelişmiş bazı ülkelere bakıldığında arada uçurum seviyesinde farklar olduğu görülmektedir. Mesela; Güney Kore’de KOBİ’lerin bankacılık piyasasından faydalanma oranı %47, ABD’de %43, Almanya’da %35, İngiltere’de %28 civarında iken, Türkiye’de bu oran %3-5 seviyelerindedir.

 

            Görüldüğü üzere bu oranlar, kıyas bile kabul etmeyecek kadar farklıdır. Bunlar arasındaki uçurum, Türkiye’deki KOBİ’lerin bu konudaki sorunlarının boyutunu ifade etmesi açısından son derece manalıdır. Bankacılık piyasasından yeterince faydalanamayan KOBİ’lerin çok büyük bir işlem hacmine ulaşması beklenemez herhalde... KOBİ’lerin daha fazla finansal kaynak temin edebilmelerine yönelik uygun zemin ve şartlar hazırlanmalıdır.

 

            Para piyasasında durum böyle iken; sermaye piyasasına baktığımızda şunu görmekteyiz: KOBİ’lerin sermaye piyasası ile ciddi manada bir bağı yoktur. Piyasaya girişin gerektirdiği birtakım maddî ve manevî sorumluluklar; ayrıca, işletmelerin bu konudaki isteksizliği böyle bir sonucu doğurmaktadır. Bu konuda KOBİ’lerin piyasaya çekilmelerine yönelik yeterli faaliyetlerin olmayışı da önemli bir etkendir. Fakat bu yönde yoğun çabalar sarf edilerek KOBİ’lerin bu piyasaya çekilmesi ve faydalanmaları sağlanmalıdır. Bu sayede KOBİ’lere alternatif finansal araçlar sunulmuş olacaktır.

 

            Türkiye’de KOBİ’lerin sermaye piyasasından istifade edebilmelerine yönelik birtakım tedbirler alınmakta ve yeni imkânlar sağlanarak piyasaya çekilmesine çalışılmaktadır. Mesela bunlardan bazıları; KOBİ’leri bilgilendirici yönde toplantılar tertip edilmesi, yeni piyasalar (Bölgesel Pazar ve Yeni Şirketler Pazarı bu yönde kurulmuş olanlardır.) oluşturulmasıdır. Ama bunların yeterli olduğunu söylemek zordur. Halbuki farklı bir alternatif olması dolayısıyla KOBİ’lerin sermaye piyasasına kanalize edilmesi konusunda çalışmaların artırılması kaçınılmaz hale gelmiştir. KOBİ’lerin bankacılık piyasasından istifade edemeyip “gayri resmi borç piyasası”na girmesi yerine sermaye piyasasına çekilmesi, çok daha faydalı bir faaliyet olacaktır.

 

 

7)KOBİ’LERLE İLGİLİ BİR ANKET ÇALIŞMASI DA GERÇEKLEŞTİRDİNİZ. ANKETLE ULAŞTIĞINIZ SONUÇLARDAN KISACA BAHSEDER MİSİNİZ?

            Evet, muhtelif sektörlerde faaliyette bulunan 100 firma ile bir anket çalışması da yaptık. Ağırlıklı olarak İstanbul olmak üzere söz konusu anketi toplam 9 ildeki KOBİ’lerle gerçekleştirdik. Diğer iller şunlardır: Adana, Balıkesir, Bursa, Elazığ, İzmit, Kayseri, Konya ve Malatya.

 

Anketle gördük ki çalışmalarımızda dikkate aldığımız temel sorunların hemen tamamı aynen işletmelerimizde mevcuttur. Dolayısıyla teorik olarak analiz ettiğimiz sorunların pratikte de mevcut olduğunu tespit ettik. Peki nedir bu sorunlar?

·         Ekonomideki yerleri tam olarak belli değildir.

·         Yönetim ve organizasyon konusunda yetersizdirler.

·         Örgütlenme konusunda aşılamayan bazı engelleri mevcuttur.

·         Bilgi ve eğitim konusunda eksiklikleri vardır.

·         Finansal açıdan birtakım ciddi sorunlarla karşı karşıyadırlar.

 

 

8)KOBİ’LERİN TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMELERİ KONUSUNDA NELER SÖYLEYECEKSİNİZ? BUNUN FİNANSAL SORUNLARLA İLİŞKİSİ NE ŞEKİLDE İZAH EDİLEBİLİR?

            Teknolojik ilerlemeden bahsetmeden evvel bizzat teknolojinin ne olduğunu ortaya koymamız gerektiği kanaatindeyiz. Bu tarifi yaparken teknolojiyi geniş ve ekonomi alanındaki manasıyla dikkate alacağız. Teknoloji, “Üretim faaliyetinde bulunabilmek için kullanılan her türlü makine-teçhizatı, bilgiyi ve tekniği” ifade eder.

 

            Sadece üretimde kullanılan ”makine-teçhizat” şeklinde değerlendirildiğinde, KOBİ’lerimizin teknolojiyi belli ölçüde takip ettiklerini ifade etmemiz mümkündür. Ancak, teknolojiyi geniş manasıyla dikkate aldığımızda bu kadar iyimser olamamaktayız.

 

            Dolayısıyla, genel olarak incelediğimizde, Türkiye’de KOBİ’lerin önemli bir kesiminin teknoloji kavramının bilincinde olduğunu söylemek pek kolay olmamaktadır... Türkiye’de KOBİ’lerin bu alandaki temel sorunu, teknolojik ilerleme gibi bir sorunlarının olmaması; daha doğrusu, bunun farkında olmamalarıdır. Bundan dolayı söz konusu gelişmeler, yakından takip edilmemektedir. Bunun sebebi de temelde, kaynak ve bilgi yetersizliğidir.

 

            “Bilgi ve kaynak yetersizliği” faktörlerinden hareketle teknoloji konusuna yaklaşımları açısından KOBİ’leri üç kısımda değerlendirmek mümkündür.

·         Teknoloji takibi ile ilgili bilgi sahibi olan ve bunu imkanları dahilinde belli ölçüde bünyelerine yansıtan işletmeler: Bunlar, toplam işletmelerin küçük bir kısmını oluşturmaktadır.

·         Teknolojiye ilişkin bilgisi olan ve teknolojiyi uygun şekilde takip etmeyi hedefleyen işletmeler: İşletmelerin belli bir kısmı finansal kaynak yetersizliği dolayısıyla teknoloji takibini uygun bir şekilde gerçekleştirememektedir.

·         Teknoloji takibi konusunda bilgi sahibi olmayan işletmeler: Bunlar, toplam işletmelerin önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

 

            Halbuki KOBİ’lerin gerek kendilerinden kaynaklansın, gerek kendi dışlarından kaynaklansın; teknolojik ilerlemeyi takip etmemeleri veya edememeleri, daha kaliteli ve ucuz üretimde bulunmalarını engellemektedir. Dolayısıyla üretimde maliyeti düşürebilme ve benzeri birtakım fırsatları kaçırmaları söz konusu olmaktadır.

 

 

9)ANKETİNİZDE KOBİ’LERİN TEKNOLOJİYİ TAKİP KONUSUNA DA DEĞİNDİNİZ Mİ? BU KONU İLE İLGİLİ NE GİBİ SONUÇLAR ELDE ETTİNİZ?

            Evet değindik. Bu çerçevede, direkt ve dolaylı olmak üzere çeşitli sorular yönlendirdik. Müsadenizle ben bunların bir kısmını size aktarayım.

 

SORU:Üretimde kullandığınız makinelerin ortalama yaşı kaçtır?

CEVAP:Cevaplama oranı: % 88

0 ila 20 arasında değişen cevaplar verilmiştir. Ancak, ortalama yaş 4’tür.

YORUM:

Söz konusu yaş ortalaması dikkate alındığında, yaşlı olmayan bir makine-teçhizat donanımına sahip oldukları belirtilebilir.

 

SORU:Üretim teknolojinizin durumu sizce nasıldır?

 Modern    Yeni sayılır    Biraz eski    Eski    Çok eski

CEVAP:Cevaplama oranı: % 82

Bu soruya verilen cevaplar, genelde “yeni sayılır” şeklinde olmuştur.

YORUM:

Üretim teknolojilerinin pek eski olmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Ancak, anlaşıldığı kadarıyla “teknoloji” kavramı ile yine sadece “makine-teçhizat” kast edilmektedir.

 

SORU:Faaliyet alanınızla ilgili teknolojik gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz?

 Yurt-içi ve dışı fuarlara katılarak

 İlgili yayınları takip ederek

 Diğer firmaları izleyerek

 Satış temsilcileri vasıtasıyla

 Diğer (belirtiniz) ...

 Edilmiyor

CEVAP:Cevaplama oranı: % 98

Tüm tercihler işaretlenmiş olmakla beraber, ağırlıklı olarak “Yurt-içi ve dışı fuarların takip edildiği”, ayrıca “İlgili yayınların takip edildiği” belirtilmiştir.

YORUM:

Firmaların bizzat kendileri de bu tür fuarlara katıldığından, gelişmeleri de yoğun olarak buralardan takip etmektedirler.

 

 

SORU:Teknoloji transferi sağlayan ve teknik bilgi veren kuruluşlardan ,varsa, irtibata geçip istifade ettiklerinizin isimlerini yazabilir misiniz?

CEVAP:Cevaplama oranı: % 6

TSE, KOSGEB, Üniversite, Dernek ve yabancı firma.

YORUM:

İşletmelerin bu konuda neredeyse hiçbir teşebbüsünün olmadığı ortaya çıkmaktadır.

 

 

            Anketle, teknoloji takibi konusunda daha evvel de kısmen bahsettiğimiz sonuçlar ortaya çıkmaktadır. İşletmelerimiz, teknolojiyi takip konusunda bilgi ve kaynak eksikliği içindedir. Bu ihtiyaçların giderilmesi gerekmektedir.

 

            Bilgi ihtiyacının giderilebilmesi için, teknoloji transferi sağlayan ve teknik bilgi veren kuruluşlar, aynen pazarlamacı gibi bizzat işletmeleri ziyaret ederek incelemelerde bulunmalı ve destekler sağlamalıdır.

 

            Finansal kaynak ihtiyacının sağlanması için ise, “reel-finansal kesim” arasındaki işbirliği çerçevesinde, KOBİ’lere yönelik destekler ve kolaylıklar sunulmalıdır.

 

 

* Füsun Sarp Nebil – Dr. Mehmet Behzat Ekinci

fusun@nebil.com - mbekinci@akademiktisat.net

http://www.akademiktisat.net

** Technology Channel, Tech News Schedule, 19 Şubat 2004, 23 Şubat 2004.

 

 

 

Sayfa Başı