Bir Mesele (devam)


CoVid 19 ve Dünyada Sürdürülebilirlik…

Bilindiği üzere Müslümanlar, 11 ayın sonunda Ramazan'da tuttukları oruçla, meselenin ibadet kısmı bir yana, biyolojik olarak vücutlarını da bir bakım sürecinden geçirmektedir aslında. Böylece sonraki yıla dinlenmiş, kendini yenilemiş bir bünye ile başlamış olmaktadırlar. Benzer uygulamalar hemen bütün inançlarda mevcuttur.

İşte CoVid 19'un da makro anlamda dünyaya böyle bir fırsat sunduğu belirtilebilir. Şöyle ki, uzar mı bilinmez ama, 2020 yılı başı itibariyle salgının ağır bir tablo hâlinde seyr edeceği 5-8 ay civarında bir zaman dilimi için dünya biraz nefes almış olacak.

Nitekim, Coronavirüs Salgını'ndan dolayı birtakım olumsuzluklar görülebilecek fakat bu arada şu hususlarda azalmalar/düşüşler/gerilemeler de meydana gelebilecektir: savaşların tansiyonu ve savaş kaynaklı ölümler; nükleer-kimyasal silah kullanımı ve tahribat seviyesi; her türlü kara, hava ve deniz araç hareketliliği ve karbon salınımı; ozon tabakasının delinme hızı; buzulların erimesi; toprakta kimyasal kullanımı; üretimin ve çevreyi kirleten endüstrilerin etkisi vs.

Listeyi bu şekilde uzatmak mümkündür. Yani görünen o ki dünya da "oruç tutmuş" olacak biraz. Gerçi salgın geçtikten en fazla üç hafta sonra tüm yaşananlar unutularak kalınan yerden dünya tahrip edilmeye devam edilecek belki ama en azından zorunlu da olsa dünya biraz kendi hâline bırakılmış olacak. Böylece dünya, biraz dinlenmiş ve kendini yenileme imkânı bulmuş olacak inşaAllah.

Tabiî bu arada başlıca iki olumsuz sonuçla karşılaşılması da muhtemeldir:
a) Hijyen amaçlı gereksiz ve abartılı su kullanımı yapılmaktadır ki bu tüketim hacmi, potansiyel bir su kıtlığı sürecini beraberinde getirebilir. Bu da iktisadî yeni problemlere ve sağlıkla ilgili yeni sorunlara sebep olabilir. Dolayısıyla suyun idareli kullanılması gerekmektedir.

b) Belli bir süre evde kalma gereğinden dolayı hareketsizliğin sebep olacağı "obezite" sorunu ile karşılaşılabilir. Bu sebeple yemeye-içmeye dikkat edilmesi gerekmektedir. Bir de mümkünse evlerde küçük yürüyüş alanı oluşturularak bu olumsuz etkiler minimize edilebilir. Bu çerçevede, Dünya Sağlık Örgütü'nün de tavsiye ettiği "günde yarım saat yürüyüş" kuralı hayata geçirilebilirse obezite ihtimali azaltılabilecektir.

Açık ve net konuşmakta fayda vardır: İnsanoğlu olarak dünyaya ve kendimize o kadar çok zarar veriyor ve dengelerle o kadar oynuyoruz ki bu tür virüslerle ve/ya global olumsuzluklarla tekrar karşılaşılması kaçınılmaz gibi gözüküyor. Yani bugün CoVid 19 var ama yarın belki CoVid 20 ve benzeri felaketler gelmeye devam edecek gibi görünüyor.

Yapmamız gereken, kendi çapımızda alacağımız tedbirlerle hayatımızı kaliteli yaşamaya çalışmak olsa gerek...